|
3.1. Bireysel Muafiyet
Bireysel muafiyetleri yatay ve dikey anlaşmalar kapsamında incelemek mümkündür. Ancak öncelikle teşebbüsler için bireysel muafiyet elde edebilmenin ön koşullarını irdelemekte fayda vardır.
Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesi, dört temel şartın beraberce oluşması durumunda teşebbüsler arasındaki anlaşmaları, uyumlu eylemleri ya da teşebbüs birliği kararlarını Antlaşma'nın 85 (1) maddesinden muaf kılabilmektedir.
Bu şartlar aşağıdaki şekilde düzenlenmektedir:
o Teşebbüsler arasındaki anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları mal ve hizmetlerin üretimini veya dağıtımını geliştirici ya da teknik gelişmeyi sağlayıcı nitelikte olmalıdır. Dağıtım sistemindeki gelişme halinde, özellikle dağıtım maliyetlerinde bir iyileşmenin arandığı gözlemlenmektedir. Bu konuda Komisyon'un Iveco/Ford Kararı (117) mevcuttur. Ayrıca teşebbüslerin anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarının bireysel muafiyet kapsamında mutala edilebilmesi için teknolojik gelişme ve bu yönde yapılan çalışmalarda mükerrer maliyetlerin önlenmesi, Komisyon'un gözönünde tuttuğu kriterler arasında yeralmaktadır. Nitekim konuya ilişkin iki Komisyon kararı mecuttur: Olivetti/Canon (118) ve BBC Brown Boveri Kararları (119) . Öte yandan, bireysel muafiyetlerde Komisyon'un çevre korumaya ilişkin gelişmeleri dikkate aldığı görülmektedir. (120)
o Bireysel muafiyetin tanınmasında çok önemli olan bir diğer husus ise; teşebbüsler arasındaki mal ve hizmetlerin üretimini, dağıtımını geliştirici ya da teknik gelişmeyi sağlayıcı nitelikteki uyumlu eylem halinin tüketicinin yararına sonuçlar doğurmasıdır. Bu noktada Komisyon, tüketicinin yararı ilkesini, öncelikle dağıtım kanallarındaki gelişmenin tüketicinin daha mükemmel hizmet alabilmesi esası bakımından ele almaktadır. Nitekim 1983/83 Sayılı Tüzüğün dibaçesinde (121) de bu hususa dikkat çekilmektedir.
Ayrıca, geliştirilerek pazara sürülen yeni bir ürün de tüketicinin yararına olarak değerlendirilmektedir. Komisyon'un bu konuda da önemli bir kararı bulunmaktadır: Beecham/Parke Davis Kararı. (122)
Öte yandan Komisyon, sadece pazara sürülen yeni ürünlere değil, ama mevcut ürünlerin kalitesini arttırıcı nitelikteki anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarına da bireysel muafiyet tanımaktadır. Zira bu noktada da tüketicinin, tartışmasız yararı sözkonusu olmaktadır. Komisyon'un mevcut ürünlerin kalitesinin geliştirilmesine ilişkin önemli bireysel muafiyet kararı Jaz/Peter Kararı'dır. (123)
Ayrıca Komisyon'un tüketicinin yararı ilkesini yukarıda irdelenen hususların dışında fiyatlara ilişkin olarak da ön planda tuttuğu bilinmektedir. Komisyon, tüketici yararı ilkesini büyük ölçüde düşük fiyat ile bağdaştırmaktadır. Nitekim bu anlayışını en güzel biçimde BPICA Kararı ile ortaya koymuştur. (124) Çoğu kez dağıtım hizmetlerindeki iyileştirmeler teşebbüsler tarafından ekonomik ve rasyonel gerekçeler ile Komisyon'a takdim edilse de; Komisyon, dağıtım sistemlerindeki iyileştirmenin doğrudan tüketici fiyatlarına yansıması gerekliliğine inanmaktadır. Bu durumda da Komisyon'a sadece sistemin ihyasının değil, bununla birlikte tüketici fiyatlarında da bir ucuzlama olgusunun beklendiğinin iyi anlatılması gerekmektedir. Nitekim Komisyon, bu tarzdaki anlayışını VBVB/VBBB Kararı'nda (125) açıkça ortaya koymuştur. Buna karşılık, "ekonomik durgunluk dönemlerinde teşebbüslerin yeniden yapılanma sürecine girmeleri halinde ortaya çıkabilecek anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarına bireysel muafiyet tanınması sıkça yaşanan olgular arasındadır". (126)
o Bireysel muafiyet tanınabilen teşebbüsler arasındaki anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları sözleşmenin taraflarına sistemin ihyası amacı ile ilgili olmayan kısıtlamalar yüklenmemesi gerekmektedir. "Komisyon, bu açıdan yaptığı incelemelerde uyumlu eylem halinin hayata geçirildiği anlaşmaların içerisinde yer alan amaca yönelik kısıtlamalar ile amacın dışına taşan kısıtlamalar arasında bir niteliksel bir değerlendirme yapmaktadır". (127) Böylelikle de gereksiz kısıtlama maddelerinin yer aldığı sözleşmelere bireysel muafiyet tanımamaktadır.
o Anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları marifetiyle ilgili ürün ya da hizmet piyasasında rekabetin hissedilebilir bir biçimde ortadan kalkması sonucunu doğurabilecek anlaşmalara bireysel muafiyet verilmemektedir. Bu noktada, ilgili ürün pazarının tanımı ve bunun sonucu etkin rekabet halinde bulunulması gereken ürünlerin belirlenmesi ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Ancak Komisyon'un yorumu ve tavrı çok açık bir biçimde şekillenmiştir. Komisyon'a göre: "Anlaşma konusu ürünlerin Topluluğun önemli bir bölümünde, aynı ürünler ile veya tüketiciler açısından nitelikleri, fiyatı ve kullanım alanları açısından eş kabul edilen ürünler ile etkin rekabet halinde olmamaları" (128) durumunda bireysel muafiyet verilmemektedir.
Komisyon, yukarıda açıklanan esaslar ve içtihatlar doğrultusunda bireysel muafiyeti tanımak üzere tek yetkili kurum kılınmıştır. Komisyon'a yapılacak bildirimler 17/62 (129) Sayılı Tüzüğün 4. maddesi gereği ilgili anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarından önce yapılır. Komisyon gerekli gördüğü hallerde uyumlu eylemi hayata geçiren anlaşmanın ya da kararın üzerinde değişiklikler isteyebilir. Nitekim çok bilinen bir vaka olan, Avrupa Birliği Yayın Kuruluşu'nun spor müsabakalarınının televizyonlardan yayım hakkını alması üzerine; Komisyon, ilgili kuruluşa üye olmayan kanalların da ücretini ödemek kaydı ile müsabakaları yayımlayabilmelerine olanak tanıyan değişikliklerin yapılması kaydı ile bireysel muafiyet talebini kabul etmiştir. (130)
Öte yandan Komisyon, Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesi ile ilgili anlaşmaları ele alırken tedbirli davranmaktadır. Zaten ilgili hükümler liberal bir anlayışla hazırlanmıştır ve Komisyon, bu hükümler eğer bu tip anlaşmaları destekliyor ise, hükümleri kolaylıkla uygulamaktadır. "Komisyon, fiyat belirleme, pazar paylaşımı, Birlik yurttaşlarına karşı ayrıcalık uygulaması ve dağıtıcılara veya lisanslı aracılara bölgesel korumalar gibi konulara çok özel durumlar dışında destek vermemektedir. Ancak, dağıtım anlaşmaları, AR-GE, üretimde uzmanlaşma, fikri mülkiyet hakları ve know-how'ın lisanslaştırılması ve ticaret fuarları ve kriz kartellerinin rasyonel bir şekile dönüştürülmesi yönündeki uyumlu eylem hallerini desteklemektedir". (131)
Diğer önemli bir husus da, Komisyon'a yapılan teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarına ilişkin bireysel muafiyet başvurularında, başvuru sahiplerinin anlaşma sonucu hakim konuma gelmeleri durumunda Komisyon'un bireysel muafiyet talebini redettiği görülmektedir. Ancak Hachette k. Komisyon davasında başvuru sahipleri konuyu ATAD'a götürmüşler ve Yüce Divan "bir anlaşmaya taraf olan teşebbüslerin birlikte hakim duruma gelme risklerinin tek başına bir bireysel muafiyet talebinin reddini geçerli kılamaz" (132) kararını vermiştir.
Sonuç olarak Komisyon, yıllar içinde tanıdığı bir çok bireysel muafiyet kararında her seferinde şahsına münhasır olaylar ve anlaşmalar ile karşılaşmıştır. Ancak kararlarını alırken beraberinde genel bir politikayı da geliştirmiştir. Aslında Komisyon'un bu politikası eleştiriye fevkalade açık bir politikadır. "Komisyon, bireysel muafiyet kararlarında 85 (3) maddesinin lafzı veya ruhu ile rabıta kurduğu ya da esinlendiği gerekçeli kararını açıklamamaktadır. Ancak, en azından, üç temel kriterden hareket ettiğini belirtmek mümkündür. Benimsediği temel kriterleri de ekonomik fayda mülahazasına dayandırmaktadır. Bu kriterlere bakıldığında:
o Anlaşmanın nesnel etkinliği: Teşebbüsler arası Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamındaki eylemlerin somut kanıtı olan anlaşmanın nesnel etkinliğinin varlığı için bu anlaşmanın üç amaca hizmet etmesi gerekmektedir. Birinci amaç, sosyal içerikli olması; ikinci amaç, Topluluk entegrasyonu hedefini gütmesi ve üçüncü amaç, ekonomik etkinliğin arttırılmasıdır.
o Tüketicilerin de anlaşma tarafları gibi rekabeti kısıtlayıcı eylemlerden fayda görmeleri: Bu noktada tüketici kavramına geniş bir anlam yüklenmektedir. Tüketici, nihai tüketici olabildiği gibi endüstriyel alıcılar ve kullanıcılar, zati ihtiyaç sahipleri ve bağımsız aracılar da olabilmektedir.
o Anlaşmanın ilgili pazarda rekabeti engelleyici unsurlar taşımaması: Örneğin bir anlaşma marifetiyle pazarın tümünü rakip teşebbüslere kapatmak mümkün değildir". (133) Komisyon, bu konuda OECD Raporu'na şu notu düşmüştür. "Ekonomik fayda prensibi, piyasaları diğerlerine kapatmaya imkan tanımaz". (134)
Öte yandan yukarıda anlatılan temel yaklaşımlar, prensipler ve ana esaslara rağmen Komisyon'un red ya da kabul ettiği bireysel muafiyet başvurularına ATAD ve Bidayet Mahkemesi nezdinde itiraz hakkı saklı kalmaktadır.
|