|
3.2. Grup Muafiyetleri
Grup muafiyetleri, Komisyon'un yükünü azaltmak amacı ile bazı faaliyet alanlarındaki anlaşmalara tanınmaktadır. Grup muafiyeti kapsamındaki anlaşmaların Komisyon'a bildirim yükümlülüğü yoktur. Anlaşmanın aşağıda belirtilen grup muafiyetleri tüzüklerinin hükümlerine uyması durumunda Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinden muafiyet kendiliğinden elde edilir. "Bu yöntemin tercih edilmesi, doğal olarak Komisyon'a bireysel muafiyet alınması için başvuruda bulunulmasına göre daha kolaydır. Gerçekten, 85 (3) maddesine göre yapılan bireysel başvuruların yol açtığı zaman ve kaynak kaybı ile belirsizlikler bu yöntemi tercihe şayan kılmaktadır.". (188)
19/65 Sayılı Tüzük (189) , Komisyon'a Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinden grup olarak muafiyet tanıma yetkisi vermektedir.
Bugüne kadar Komisyon'un Konsey'den aldığı bu yetki doğrultusunda bazı faaliyet kollarında grup muafiyeti tüzükleri yayımladığı belirtilmişti, bunlar:
o 1983/83 Sayılı Tüzük ileTek Elden Dağıtım Anlaşmaları (190)
o 1983/84 Sayılı Tüzük ile Tek Elden Satın Alma Anlaşmaları (191)
o 123/85 (192) Sayılı Tüzüğü iptal eden 1475/95 Tüzük ile yürürlüğe giren Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmaları (193)
o 418/85 Sayılı Tüzük ile AR-GE Anlaşmaları (194)
o 4087/88 Sayılı Tüzük ile Franşiz Anlaşmaları (195)
o 417/85 Sayılı Tüzük ile İhtisaslaşma Anlaşmaları (196)
o 3932/92 Sayılı Tüzük ile Sigortacılık Sektörüne ilişkin Anlaşmalar (197)
o 411/92 (198) Sayılı Tüzük ile değişik 3976/87 Sayılı Tüzük ile Hava Taşımacılığı Sanayine ilişkin Anlaşmalar (199)
o 870/95 Sayılı Tüzük ile Deniz Taşımacılığı Sanayine ilişkin Anlaşmalar (200)
o 2349/84 (201) Sayılı Patent Lisansı ve 556/89 (202) Sayılı Know-how Lisansı Anlaşmalarını iptal ederek bu iki Tüzüğü birleştiren 240/96 Sayılı Tüzük ile yürürlüğe giren Teknoloji Transferi Anlaşmaları (203)
3.2.1. Grup muafiyetleri kapsamında dikey (dağıtım) anlaşmalar
Ortak Pazar'ın sağlıklı çalışması Avrupa Topluluğu rekabet politikasının temel hedefidir. Ortak Pazar, Toplulukta faaliyet gösteren teşebbüslere daha önce Üye ülkelerin birbirlerine karşı çıkartmış oldukları engeller neticesinde kapalı olan yeni pazarlara girme fırsatı yaratmıştır. Bu hedef ardından Tek Pazar'ın 1992 yılında kurulması ile pekişmiştir. Ancak, yeni pazarlara giriş olanakları zaman almakla birlikte büyük yatırımları da gerektirmektedir. Bu aşamada ortaya çıkabilecek zorluklar yeni pazara girme amacını taşıyan üretici teşebbüs ile yerel dağıtıcıların çeşitli anlaşmalar yapmaları yoluyla giderilmeye çalışılmaktadır.
Satış öncesi ve sonrası hizmet desteğiyle verimli hale getirilen dağıtım sistemleri tüketicinin faydasına olmakla birlikte, bu doğrultuda teşebbüsler arasında yapılan anlaşmalar, pazarların bölüşülmesini ve fiyatlara düşüş etkisi yaratacak olan yeni teşebbüslerin pazara girişlerinin engellenmesini de gündeme getirmektedir.
Sonuç olarak, üreticiler ve dağıtıcılar arasında yapılan dikey anlaşmalar, pazar entegrasyonunu ve verimli dağıtımı arttırıcı yani rekabeti arttırıcı sonuçlar doğuracak şekilde kullanılabilmekteyken; hatalı uygulamalar veya kötüye kullanmalar, rekabeti ve entegrasyonu kısıtlayıcı yani rekabeti kısıtlayıcı ya da engelleyici uygulamalara da yol açmaktadır. Bu durumda, rekabet üzerindeki doğrudan etkileri dolayısıyla dikey kısıtlamalar Topluluğun öncelikli konuları arasında yer almaktadır.
"Avrupa Birliği'nin dağıtım sektörüne yönelik genel saptamalar yapmak, sektörün büyüklüğü, sektör içindeki faaliyet alanlarının çokluğu ve sektörün hareketliliği göz önüne alındığında zorlaşmaktadır. Topluluk iş gücünün % 15.6'sını temsil eden 22 milyon çalışanı, toplam katma değerin % 12.9'u ve Toplulukta faaliyet gösteren toplam teşebbüs sayısının %29.4'üne tekabül eden 4.5 milyon firmasıyla dağıtım sektörü Topluluk'ta gözardı edilemeyecek bir büyüklüğe sahiptir". (204)
Bu verilerin ışığında, Komisyon'un belirlediği dört tip dağıtım anlaşması bulunmaktadır. Bunlar:
o Tek Elden Dağıtım Anlaşmaları,
o Tek Elden Satın Alma Anlaşmaları (bira ve akaryakıt sektörü için özel maddeler içermektedir),
o Franşiz Anlaşmaları
o Seçici Dağıtım Anlaşmaları ve kapsamındaki Motorlu Taşıt Araçları Dağıtım ve Servis Anlaşmaları.
Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi Topluluk pazarını etkileme olasılığı olmayan anlaşmalar haricinde (de minimis eşiğinin altında kalanlar), bütün dikey anlaşmalara uygulanmaktadır.
Özellikle iki tür anlaşma Komisyon tarafından yakından incelemeye alınmaktadır:
o Dağıtıcıların fiyatlandırma hakkını kısıtlayanlar
o Dağıtıcılara bölgesel koruma sağlayanlar.
Öte yandan Komisyon tüketicinin yararına olduğu sürece paralel ticareti ve pasif satışları desteklemektedir.
Komisyon'un dışında dikey anlaşmalara uygulanan kısıtlamalarla ilgili olarak iki yetkili kurum daha bulunmaktadır:
Bunlardan ilki ulusal rekabet kurumlarıdır ve Kurucu Antlaşma'nın 88. maddesi ulusal kurumlara Topluluk rekabet kurallarını uygulama yetkisi tanımaktadır. Ancak her ne kadar ulusal kurumların Antlaşma'nın 88. maddesine dayanarak 85. madde doğrultusunda soruşturma yapma yetkileri bulunsa da muafiyet tanıma veya bir grup muafiyetin kapsamını daraltma yetkileri mevcut değildir. Bu yetkilere sadece Komisyon sahiptir ve vermiş olduğu grup muafiyetleri Üye Ülkeler tarafından doğrudan uygulanabilirlik niteliğine sahiptir.
Diğer bir yetkili kurum ise ulusal mahkemelerdir. Ulusal mahkemeler de Kurucu Antlaşma'nın 85. ve 86. madde hükümleri dahilinde bazı uygulama yetkilerine sahiptirler. Bununla birlikte ulusal mahkemelerin muafiyet tanıma veya bir grup muafiyetin kapsamını daraltma yetkileri mevcut değildir.
Bidayet Mahkemesi 1992 yılında Komisyon'a kendisine intikal eden ancak Topluluk çıkarları seviyesinde olmayıp ulusal mercilerde görülmesi daha doğru olacak rekabet davalarını görmeyi reddetme yetkisini tanımıştır. Bu durumda Komisyon'un yükü ulusal rekabet kurumlarına kaydırılarak hafifletilmektedir. Komisyon ise Topluluk boyutuna ulaşmış dikey anlaşmaları büyük bir dikkat ile izleme fırsatı bulabilmektedir. Öte yandan Komisyon'un dağıtım anlaşmaları üzerine tavrı çok açıktır: Komisyon, genel çerçevesi dağıtım anlaşmalarına ilişkin grup muafiyetleri ile çizilen sistem içerisinde ekonomik gerekliliklerin ve ekonomik getirinin ispat edildiği ölçüde bireysel muafiyet imkanı tanınmaktadır. İşte bu noktada Topluluk Rekabet Hukuku ile Amerikan Rekabet Hukuku temelde birbirinden ayrılmaktadır. Nitekim Komisyon'un Rekabet Politikası Üzerine Onüçüncü Rapor'unda bu durumu açıklayıcı bir nota rastlanmaktadır: "ABD gibi rekabetin yoğun ve etkin olduğu ve pazar entegrasyonunun tamamlandığı bir ekonomik alana karşılık, Avrupa Topluluğu gibi entegrasyonunu tamamlama sürecini yaşayan bir pazarda, değişik tipteki dağıtım biçimleri daha az sorun çıkarmaktadır. Bu nedenle de Amerikan antitröst makamları markalar arası rekabetin dikkat ile izlenmesi gerektiğine inanmaktalardır". (205)
Böylelikle Amerikan antitröst makamları markalar arası rekabet üzerine daha hassas davranırken; Komisyon, hem marka-içi hem de markalar arası rekabet meselesini yakından takip etmektedir. Nitekim marka-içi rekabette teşebbüslerin dağıtım firmalarına koydukları ihracat yasaklarına karşı ciddi tedbirler alınmaktadır. Komisyon'un dağıtım anlaşmalarında üzerinde ısrarla durduğu ihracat yasağı ile mücadele örneğinin yine çok bilinen vakası da Toshiba (206) davasıdır. Toshiba'nın ihracat yasağını kaldırmasına rağmen Komisyon, bu teşebbüse 2 milyon ECU para cezasını tahakkuk ettirmiştir.
Öte yandan benzer bir vaka da "Dunlop Slazenger International 5 milyon ECU para cezasına mahkum olmuştur. Bu vakada ilgili teşebbüsün İngiltere'deki dağıtıcılarına Topluluğun diğer ülkelerindeki tek elden dağıtıcılarını korumak için getirdiği ihracat yasağı sözkonusu olmuştur. Ayrıca Dunlop, İngiltere'den mal ihracını önlemek üzere İngiliz dağıtıcılara verdiği malın hangi piyasada satılacağı şartını ileri sürmüş ve onların ihracat piyasalarında rekabet etmelerini önlemek üzere değişik bir fiyat çeşitlemesini uygulamaya almıştır". (207)
İhracat yasağı meselesinde Parker Pen k. Komisyon davası (208) da konuya ilişkin iyi bir örnektir. Parker Pen, ihracata yönelik toptancılarına iskonto uygulamayı redetmektedir. Böylelikle ihracat işlerine bakmayan toptancıları daha iyi fiyatlar ile tedarik yapabilmekte ve sonuç olarak da ihracat yapan toptancılarını cezalandırmaktadır. Bidayet Mahkemesi, Komisyon'un Parken Pen'i mahkum ettiği kararı onaylamıştır.
Diğer ilginç bir vaka da Bayer'in Komisyon tarafından mahkumiyeti ile sonuçlanan kararda kendini göstermektedir. Bayer, Almanya'da patent süresi biten ürünün fiyatlarının düşmesi sonucu, Alman toptancıların ilgili mamülün patent süresi devam eden ülkelere fiyat avantajını kullanarak ihracat yapmalarını önlemek üzere sadece Almanya'da kullanmak kaydıyla mal tedariki yapmaktadır. Böylelikle de paralel ithalatı önlemeyi amaçlamaktadır. Sonuç olarak Komisyon, Bayer'i 500.000 ECU para cezasına çarptırmıştır. (209)
Ayrıca üretici teşebbüslerin dağıtıcılarının ihracatlarını önlemek üzere sıkça başvurdukları bir diğer yöntemde garanti ve servis hizmetleri ile ilgilidir. Bir Toplululuk Üye Ülkesi'nden tüketicinin tedarik ettiği bir mala diğer bir Üye Ülke sınırları içerisinde garanti vermemek ya da paralel ithalat marifetiyle gelen malları garanti ve servis kapsamı dışında tutmak üretici firmaların sıkça başvurdukları bir yöntemdir. Ancak ATAD, ETA k. DKI (210) ve Metro k. Cartier (211) davaları sonucunda bu uygulamaları yasaklayan kararlar almıştır.
|