Prof.Dr. Arif ESİN

3.2.1.1.1.1. Tek Elden Dağıtım grup muafiyeti kapsamında tarafların yükümlülükleri

Bir anlaşmanın tek elden dağıtım grup muafiyetinden yararlanabilmesi için sağlayıcının tek elden dağıtıcıya bir bölge tahsis etmesi gerekmektedir ve bu bölge sınırları içerisinde başka bir dağıtıcıyla anlaşma yapmaması gerekmektedir. Junghans vakasında (220) Komisyon, Junghans'ın anlaşma bölgesinde 67/67 Sayılı Tüzük'te belirtildiği gibi bir tek dağıtıcıya mal vermeyip üç ayrı dağıtıcıya mal verdiğini ve böylece de yapılan anlaşmaların 67/67 Sayılı Tüzük kapsamından çıktığını belirtmiştir. (221) Komisyon Junghans kararının gerekçesinin 1983/83 Sayılı Tüzük için de geçerli olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, grup muafiyeti kapsamında sağlayıcıya, anlaşma konusu malları sadece anlaşma bölgesindeki tek elden dağıtıcıya sağlama ve aynı malları anlaşma bölgesindeki kullanıcılara doğrudan satmama yükümlülüklerinden başka rekabet sınırlaması yüklenenemektedir. Burada tek elden dağıtıcının faydalanabileceği bölgesel korumanın kapsamına açıklık getirmek gerekmektedir. Nitekim, tek elden dağıtıcının kendi bölgesindeki tek sağlayıcı olduğunu söylemek yanlış olur. Tek elden dağıtım anlaşmaları, sağlayıcıların, anlaşma konusu malları -daha sonra anlaşma bölgesinde satmak amacıyla- kendilerinden mal talebinde bulunan yeniden satıcılara sağlamalarını engellememektedir.

Komisyon bu tip "satışların tek elden dağıtım anlaşmalarına aykırılık göstermemesi için sağlayıcı ile yeniden satıcı arasındaki satış işleminin yeniden satıcının iradesi ve talebi doğrultusunda gerçekleşmesi, mal tesliminin anlaşma konusu bölge dışında gerçekleşmesi ve sağlayıcının, tek elden dağıtıcının malları anlaşma bölgesine taşıma maliyetlerini yüklenmemesi gerektiğini belirtmektedir". (222)

Diğer taraftan, "sağlayıcının, tek elden dağıtım anlaşmaları yaptığı dağıtıcılarının birbirlerinin bölgelerine satış yapmalarını engellemek amacıyla anlaşmalara yasaklayıcı maddeler koyma yetkisi olmakla beraber, bu yasaklamanın sadece aktif satış ve pazarlama faaliyetlerini kapsaması gerekmektedir". (223)

Tek elden dağıtım anlaşması kapsamında sağlayıcıya anlaşma bölgesindeki nihai kullanıcılara satış yapmama yükümlülüğü getirilebilse de, sağlayıcının anlaşma bölgesi içerisindeki nihai tüketicilere satış yapması tek elden dağıtım anlaşmasını grup muafiyeti kapsamından çıkartmamaktadır. "Sağlayıcının devlete bağlı kurumlar, kendi personeli veya vakıflar gibi belli kategorilerdeki tüketicilere mal satmasına izin verilmektedir. Her ne kadar Tüzük öngörmese de, tarafların mutabık kalması koşuluyla sağlayıcı anlaşma bölgesindeki nihai tüketicilere yaptığı satışlar üzerinden o bölgede faaliyet gösteren tek elden dağıtıcısına komisyon verebilir". (224)

Grup muafiyeti kapsamında tek elden dağıtıcıya da bazı rekabet sınırlamaları yüklenebilmektedir. Ancak buradaki "rekabet sınırlaması tabiri ilgili anlaşmanın mutlaka Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesine aykırı unsurlar içerdiği anlamına gelmemektedir. Nitekim, Ortak Pazar dışına satış yapılmamasına ilişkin bir kısıtlama rekabet sınırlaması olarak değerlendirilebilir, ancak böyle bir sınırlamanın Üye Ülkeler arasındaki ticareti etkilemediği düşünülürse 85 (1) maddeye aykırı olmadığı görülmektedir".

Bir tek elden dağıtım anlaşmasında, tek elden dağıtıcı konumundaki teşebbüse anlaşma konusu mallarla rekabet halindeki malları üretmeme veya dağıtmama yükümlülüğü getirilebilmektedir. Her ne kadar 67/67 sayılı ilk grup muafiyet tüzüğü bu tür rekabet etmeme yükümlülüklerinin anlaşma süresi bittikten sonra bir yıl boyunca devam edebilmesine cevaz veriyorduysa da, 67/67 Sayılı Tüzüğün yerini alan 1983/83 Sayılı Tüzük uyarınca benzer yükümlülükler ancak anlaşma süresince geçerli olabilmektedir. (225)

Tek elden dağıtım grup muafiyeti kapsamında tek elden dağıtıcıya rekabet etmeme yükümlülüğünün yanı sıra, anlaşma konusu malları yeniden satış amacıyla yalnız sağlayıcıdan alma ve anlaşmada belirlenen bölge dışında anlaşma konusu mallara ilgili olarak, müşteri aramama, şube açmama ve dağıtım deposu kurmama, yükümlülüklerinden başka rekabet sınırlaması yüklenememektedir. Ancak, nasıl sağlayıcı tek elden dağıtıcıya tahsis edilen bölge içerisinde satılabilmesi mümkün anlaşma konusu malları bazı şartlara uymak kaydıyla yeniden satıcılara sağlayabiliyorsa, tek elden dağıtıcı da aktif satış faaliyetlerinde bulunmamak kaydıyla bölgesi dışındaki taleplere cevap verebilmektedir. Sonuç olarak, tek elden dağıtım anlaşmasıyla tek elden dağıtıcıya bölgesi dışına satış yapmama yasağı getirilememekte, fakat tek elden dağıtıcının bölgesi dışında aktif pazarlama faaliyetlerinde bulunmasını engellenebilmektedir.

Bu noktada, tek elden dağıtım anlaşmalarının -ilerideki bölümlerde incelenecek olan (226) - seçici dağıtım ve franşiz anlaşmalarından farkı daha da belirginleşmektedir. "Franşiz anlaşmalarında, sağlayıcı, malların franşiz ağı dışından tedarik edilmesini yasaklayabilirken, seçici dağıtım anlaşmalarında, seçici dağıtıcıların dağıtım ağı dışarısına yeniden satış amaçlı satış gerçekleştirmeleri kesinlikle yasaklanabilmektedir". (227)

Bununla beraber tek elden dağıtıcıya malların tüm çeşitlerini veya en az belli bir miktarını satınalma; anlaşma konusu malları, sağlayıcı tarafından belirlenmiş olan marka, paketleme ve sunuş şekliyle satma ve reklam yapmak, stok bulundurmak, satış ağı oluşturmak, garanti sağlamak, nitelikli eleman çalıştırmak gibi satış artırma uygulamalarında bulunma yükümlülüklerinden bir kısmının veya tamamının yüklenmesi halinde de anlaşmanın grup muafiyet kapsamında olduğu kabul edilmektedir.

3.2.1.1.1.2. Grup muafiyetin uygulanmadığı durumlar

Aynı ya da benzer ürünlerin üreticilerinin arasındaki anlaşmalara, alternatif tedarik kaynaklarının bulunmaması ve paralel ithalata müdahale edilmesi durumlarında, tek elden dağıtım anlaşmaları her ne kadar 1983/83 Sayılı Tüzük koşullarına uysalar da grup muafiyeti tanınmamaktadır.

Öte yandan, 1983/83 Sayılı Tüzüğe göre, aynı malların veya kullanıcı tarafından nitelikleri, fiyatı ve kullanım amaçları bakımından eş sayılan malların üreticilerinin bu mallar için kendi aralarında karşılıklı olarak tek elden dağıtım anlaşmaları yapmaları veya aynı üreticilerin -bu üreticilerden en az birinin yılık toplam cirosunun 100 milyon ECU'yü geçmediği durumlar hariç olmak kaydıyla- bu mallar için kendi aralarında tek taraflı olarak tek elden dağıtım anlaşmaları yapmaları, bu anlaşmaların grup muafiyeti kapsamı dışında kalmaları sonucunu doğurmaktadır.

Komisyon bu hükümlerde yer alan üretici kavramının geniş olarak değerlendirilmesi gerekliliği üzerinde durmuş ve üreticinin "bir yükleniciye veya diğer bir ortak teşebbüse anlaşmaya konu ürünü kendisi için ürettiren ve bu ürünün pazarlamasını ve satışını kendi markası altında yapan teşebbüsler" (228) olarak da görülebileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte, aynı veya benzer ürün üreticilerinin gerek karşılıklı gerekse de tek taraflı olarak taraf olduğu tek elden dağıtım anlaşmaları, anlaşma konusu ürünlerin anlaşma taraflarının bağlantılı teşebbüsleri tarafından üretilmesi halinde de muafiyet kapsamının dışında kalmaktadır.

Tek taraflı tek elden dağıtım anlaşmaları için şart koşulan 100 milyon ECU'lük ciro eşiği karşısında ilgili teşebbüsün cirosunun hesaplanmasında teşebbüsün dünya çapındaki satışları ve bu teşebbüse bağlı teşebbüslerin ciroları da göz önünde bulundurulmaktadır. Bu yüzden bu ciro miktarı, firmanın ilgili ürün veya coğrafi pazardaki büyüklüğünün ölçüsü olmaktan ziyade teşebbüsün ekonomik gücünün göstergesidir.

Komisyon, rakipler arasındaki anlaşmaların pazar paylaşımı düzenlemelerine yol açabileceğini düşünmüştür. Bununla birlikte, bu tip anlaşmaların dağıtımda bir iyileşmeye yol açamayacağını ve bu yüzden de Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesinde belirtilen muafiyet koşullarını yerine getirmediğini düşünmüştür. Sonuçta, Komisyon bu anlaşmaları bireysel olarak incelemeyi tercih etmektedir.

Viski ve Cin Tek Elden Dağıtım Anlaşmaları vakasında, Komisyon'un aldığı karar, benzer ürün üreticilerinin bireysel muafiyete alternatif olarak grup muafiyet alacakları şeklindeki genel beklentinin tersine bir karar olması nedeniyle dikkat çekicidir. Viski ve cinin aynı pazarı paylaşmadığı hükmüne varılan kararda Komisyon, "viski ya da cin arayan bir tüketici, aradığı kategorideki bir ürünün bulunmadığı durumlarda hemen diğer kategorideki bir ürünü almayı genelde düşünmez" (229) yorumunu yapmıştır. Tüketicinin, aradığı ürünün hiçbir tedariği olmadığı durumlardaki seçiminin, benzer ürün ile aranılan ürün arasındaki seçim olmadığı yargısı kabul edilmiştir.

Bununla birlikte, Komisyon'un cin ve genever içkilerini bir gruba ve İskoç, İrlanda, Kanada viskileri ile bourbon'u başka bir gruba koyarak iki pazara ayırma önerisi, aynı ve benzer ürün kavramının genişletilmesi olarak görülmüştür. Söz konusu ürünlerin tüketicileri örneğin İskoç viskisi ile bourbonun aynı kategoride sınıflandırılmasını oldukça şaşırtıcı bulmuşlardır. Ancak kararın rahatsızlık yaratan niteliği, Komisyon'un aynı kategoride sınıflandırdığı ürünlerin özelliklerinde önemli farklılıkları da olduğunu ortaya koymasıdır.

Muafiyet kapsamına girmeyen durumlardan biri de, taraflardan birinin veya her ikisinin, aracıların veya kullanıcıların anlaşma konusu malları Ortak Pazar içindeki diğer satıcılardan veya -alternatif temin kaynaklarının bulunmaması halinde- Ortak Pazar dışından elde etmelerini zorlaştırmaları durumudur. Diğer bir ifadeyle, tarafların aktedmiş olduğu paralel ticareti engelleyici hükümler içeren anlaşmaların da muafiyet kapsamı dışında kalacağı 1983/83 Sayılı Tüzük'te açıkça belirtilmektedir.

Ayrıca tam bölgesel koruma sağlayan paralel ticareti engelleyici dolaylı uygulamalar da mevcuttur. Zera/Montedison vakasında (230) ürün farklılaştırma sistemiyle, ürünlerin paralel ithalat yoluyla Üye Ülke pazarına geri dönüşü engellenmekteydi. Bu vakada ilgili ürün olan bir tür bitkisel ilaç, anlaşmanın geçerli olduğu Üye Ülke'de ilgili makamlarca onay almadan satışa sunulamamaktaydı. Bu aşamada ilacın formülünde yapılan küçük bir değişiklik sonucu ürünün farklılaşması marifetiyle diğer Üye Ülke pazarlarına yeniden girişler engellenmekteydi.

Öte yandan, Van Vliet vakasında (231) ATAD, bir anlaşmada, üreticinin, aracıların ve tüketicilerin ihracat yapmasını engellemek amacıyla tedbir almasına yönelik bir hüküm var ise, aracıların ilgili ürünleri diğer üye ülkelerden temin etme imkanları bulunsa bile, bu tip hükümlerin anlaşmayı grup muafiyet kapsamı dışına çıkardığı kararına varmıştır. O bakımdan da anlaşmalarda tarafların açıkça paralel ticareti engellemek üzere tedbirler almayacaklarına dair bir hükmün bulunması gerekli değildir. Örneğin, Hydrotherm k. Compact davasında, Yüce Divan, 67/67 Sayılı Tüzüğü sanayi mülkiyet haklarının kullanımına ilişkin hükümlere de teşmil etmiştir. Adalet Divanı'na göre, "tarafların bir sanayi mülkiyet hakkının kullanma niyetine veya kullanmasına ilişkin tutumlarından ya da anlaşmanın esas şartlarından, bu hakkın yardımıyla inhisari bayiliğe konu olan bölgeye paralel ithalatı engellemesi açıkça belirgin ise, anlaşmanın grup muafiyet kapsamı dışına çıkarılması şeklinde yorumlanmalıdır. Bir anlaşmada, sınai mülkiyet hakkının kötüye kullanılmasına ilişkin maddelerin bulunmaması, 67/67 Sayılı Tüzüğün anlaşmaya uygulanmaması için yeterli bir sebep değildir". (232)

Tek elden dağıtım anlaşmalarına ilişkin Tüzük, muafiyet sağlanmış bir anlaşmanın 85 (3) maddede düzenlenen koşullara bağdaşmayan etkilere sahip olduğunun tesbit edildiği durumlarda muafiyetin geri alınabileceğini belirtmektedir.

Öte yandan muafiyetin geri alınma şartları arasında;

o anlaşma bölgesinde anlaşma konusu malların, aynı mallarla veya kullanıcılar tarafından nitelikleri, fiyatı ve kullanım amaçları bakımından eş sayılan mallarla etkin rekabet halinde olmaması,
o anlaşma bölgesinde diğer sağlayıcıların dağıtımın farklı aşamalarına girişlerinin önemli ölçüde zorlaştırılmış olması,
o aracıların veya kullanıcıların anlaşma bölgesi dışında anlaşma konusu malları geleneksel yollarla elde etmelerinin mümkün olmaması,
o tek elden dağıtıcının kabul edilebilir haklı bir nedeni olmaksızın, anlaşma konusu malları, uygun koşullarla başka yerden elde edemeyen alıcı gruplarına, anlaşmayla belirlenen bölgede doğrudan ve dolaylı olarak mal vermeyi reddetmesi,

hususları yeralmaktadır.

Komisyon bir muafiyeti geri alırken 17/62 Sayılı Tüzüğe göre hareket etmekte ve hiçbir şekilde geçmişe şamil kararlar verememektedir.

Öte yandan "Kurucu Antlaşma'nın 85. maddesi uyarınca grup muafiyeti tanınmış olan ve Üye Ülkeler arasındaki ticareti engellemeyen anlaşmaların, etkili oldukları üye ülke iç pazarını olumsuz yönde etkilemeleri, bu ülkede iç hukuk marifetiyle düzenlenen rekabet kuralları karşısında da muafiyet kapsamında değerlendirilmeleri anlamına gelmemektedir". (233)

Bir anlaşmanın 85 (1) madde kapsamına girmesi ve grup muafiyetinden de yararlanamaması durumlarında da Komisyon'a yapılacak başvuru sonucu, Komisyon'un yeterli iktisadi avantajları olduğuna karar vermesi durumunda, anlaşmaya bireysel muafiyet tanınabilir. Bu konu grup muafiyetleri kapsamındaki hususlara bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin bölümde incelenecektir. (234)

New Page 2

1   2 3 4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
41 42 43 44 45 46 47      
ISBN 975-94390-0-X
Birinci Baskı
İstanbul/1998

ESC Yayınları