Prof.Dr. Arif ESİN

3.2.1.2. Tek Elden Satın Alma anlaşmaları

Topluluk Rekabet Hukuku kapsamında yer alan grup muafiyetlerinin bir diğer çeşidi de tek elden satın alma anlaşmalarına tanınan muafiyettir. "Sağlayıcı konumundaki teşebbüsler, çoğu zaman yeniden satıcıları ile, belirli bir ürünün bütün tedariğini kendilerinden temin etmelerini gerektiren, tek elden satın alma anlaşmaları yapmayı tercih ederler. Diğer bir alternatif olarak ise sağlayıcılar, yeniden satıcıların toplam ihtiyaçlarının belirli bir oranını kendilerinden temin etmesine olanak tanıyan sınırlı derecede bir münhasırlık ilişkisine girmeyi de tercih edebilirler". (235) Sağlayıcıların bu tip anlaşmaları dağıtım kanallarında fiilen uygulayabilmelerine ise tek elden satın alma anlaşmaları olanak tanımaktadır. Bu tür anlaşmaların Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi hükümlerine aykırılık göstermemeleri için 1984/83 Sayılı Tek Elden Satın Alma Anlaşmalarına ilişkin Grup Muafiyeti Tüzüğü'nde belirtilen şartlar doğrultusunda akdedilmiş olmaları gerekmektedir. 1984/83 Sayılı Tüzük (236) hükümleri de ileride bu bölüm altında incelenecektir.

Tek elden satın alma anlaşmaları tek elden dağıtım anlaşmaları ile karşılaştırıldığında yeniden satıcıya münhasıran ayrılmış coğrafi bir bölgeyi içermedikleri görülmektedir. Komisyon'un tanımına göre "bu anlaşmalar, satın alanın, nispeten uzun bir süre için belirli malları sadece tek bir sağlayıcı işletmeden satın alma yükümlülüğünü kabul ettiği anlaşmalardır. Bu anlaşmalar, bir tarafa kesin satış garantisi sağlarken, diğer tarafa da sürekli mal tedariği garantisi sağlayarak, önemli bir ticari işlevsellik göstermektedir.

Tek elden satın alma anlaşmalarının özellikle üreticiler ve bayiler arasında akdedilmekle birlikte çoğu zaman tek elden satın alıcıya, teslimatlarda öncelik tanınması ve teknik yardım sağlanması, özel fiyatlar, indirimler, ikramiyeler, primler ve sadakat iskontoları ve belirli marjlarda uzun dönemli borç garantisi gibi çeşitli şekillerde özel imtiyazların verilmesi yaygındır" (237) . Diğer taraftan Komisyon, yapmış olduğu tanıma ek olarak, "tek elden satın alma anlaşmalarının rekabeti kısıtlayıcı etkiler yaratabileceği, çünkü bu tip anlaşmaların satın alanın seçim özgürlüğünü sınırlamakta olduğu (238) ve bu yolla diğer sağlayıcılara açık olması mümkün satış noktalarının kısıtlamakta olduğu" görüşünü de ortaya koymuştur.

Komisyon, BP Kemi vakasında (239) , tek elden satın alma anlaşmalarının sürelerinin uzun tutulmasının piyasadaki rekabet ortamını sabitleştirdiği sonucuna varmıştır. Bir bakıma, tek elden satın alıcı anlaşmanın yapıldığı tarihte en iyi şartları sunan sağlayıcı teşebbüsü tercih eder. Ancak, tek elden satın alıcının sözleşme süresince, tedariğini pazara yeni giren bir teşebbüsten veya bu dönem içerisinde daha uygun şartlar sunmaya başlayan rakip sağlayıcılardan temin etmesi mümkün değildir. Bu yüzden, diğer muhtemel sağlayıcılar sözleşme sürelerinin uzun tutulması durumunda rekabet dışına itilmektelerdir.

Tek elden satın alma anlaşmaları, tek elden dağıtım anlaşmaları gibi çoğu zaman benzer sebeplerden dolayı Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesine aykırı düşmektedir. Tek elden satın alma anlaşmalarında, markalar arası rekabet, diğer bir deyişle bir ürünün değişik markaları arasındaki rekabet, kısıtlanmaktayken; tek elden dağıtım anlaşmalarında, markalar içi rekabet, yani tek bir tedarikçi işletmenin ürününün dağıtıcıları arasındaki rekabet, kısıtlanmaktadır.

Ancak, Komisyon ve ATAD tek elden satın alma anlaşmalarındaki yükümlülüklerin bir çok benzer karakterli anlaşma türünde olduğu gibi, doğrudan Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinin kapsamına girmeyeceğinin üzerinde durmuşlardır. Tek elden satın alma anlaşmaları, aynı anda hem Üye Ülkeler arası ticareti etkilediği hem de rekabeti engellediği ya da kısıtladığı sürece, Madde 85 (1)'i ihlal etmektelerdir. Bu koşulların varlığını tespit etmek için öncelikle anlaşmanın yapıldığı iktisadi koşulların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

BP Kemi vakasında, Komisyon, anlaşmayı çevreleyen iktisadi şartların dikkate alınmasının önemini "anlaşma döneminin uzunluğuna ve sağlayıcı ile tek elden satın alıcının pazar payları ve konumları dahil olmak üzere anlaşmayı çevreleyen ekonomik yapıya göre, böyle bir satın alma yükümlülüğü Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamında rekabet üzerinde bir kısıtlama oluşturabilir" (240) şeklinde vurgulamıştır.

Delimitis k. Henninger Brau AG vakasında (241) ise ATAD, bir bira tek elden satın alma anlaşmasının, pazarın hukuki yapısı ve iktisadi özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda, ancak rakiplerin ilgili pazar olan perakende satış noktaları vasıtasıyla bira dağıtım pazarına girmesini ve pazar payını artırmalarını engellememesi halinde Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesini ihlal etmeyeceğini belirtmiştir.

Ice Cream vakaları (242) ise tek elden satın alma anlaşmalarının 85 (1) maddeyi ihlal edip etmediklerinin belirlenmesi maksadıyla pazarın iktisadi yapısının da dikkate alıması gerektiğine ilişkin önemli vakalardır. Delimitis Kararı ise bu vakalara ilişkin Bidayet Mahkemesi tarafından alınan kararların yol göstericisi olmuştur. Vaka konusu Schöller Lebensmittel ve Langnese-Iglo firmaları satış hacimleri ve kurmuş oldukları perakende satış ağları dikkate alındığında Alman pazarında lider konumdaki sağlayıcılardır. Bu sağlayıcı teşebbüsler aleyhine Mars firması tarafından sözkonusu firmaların satış ağlarının ve tek elden satın alma sözleşmelerinin Ortak Pazar'da üye ülkeler arasındaki ticareti etkilediği iddiasıyla Komisyon'a yapılan şikayet Komisyon tarafından dikkate alınmıştır.

Komisyon yaptığı inceleme sonucunda; Schöller Lebensmittel ve Langnese-Iglo firmalarının pazar paylarının Azımsanabilir Nitelikteki Anlaşmalar Üzerine Duyuru'da belirtilen % 5 eşik değerinin üzerinde olduğuna, yapmış oldukları anlaşmaların rekabeti kısıtlayıcı etkilerinin olduğuna ve bütün bu anlaşmaların Madde 85 (1) kapsamına girdiğine ve bu değerlendirmeleler sonucunda da diğer dondurma üreticilerinin benzer satış ağlarının kümülatif etkilerinin dikkate alınmasına gerek olmadığına karar vermiştir. Komisyon bunlara istinaden Schöller Lebensmittel ve Langnese-Iglo firmalarının beş yıl boyunca benzer anlaşmalar aktetmelerini yasaklamıştır.

Bu gelişmeler üzerine Schöller Lebensmittel ve Langnese-Iglo firmaları Komisyon Kararı'nı temyiz amacıyla Bidayet Mahkemesi'ne götürmüşlerdir. Bidayet Mahkemesi, dondurma üreticileriyle satış noktaları arasındaki anlaşmaların 85 (1) maddeyi ihlal edip etmediğini belirlemek maksadıyla pazarın iktisadi yapısını dikkate almasının daha doğru bir yaklaşım olacağını, diğer dondurma üreticilerinin benzer satış ağlarının kümülatif etkilerinin de dikkate alınmasına gerek olduğuna ve sadece firmaların pazar paylarının Azımsanabilir Nitelikteki Anlaşmalar Üzerine Duyuru'da belirtilen % 5 eşik değerinin üzerinde olmasının ihlal olduğu anlamına gelemeyeceğini belirtmiştir. Bidayet Mahkemesi ayrıca Komisyon'un ilgili firmaların geleceğe yönelik anlaşmaları üzerine bir yasaklama getiremeyeceğine de karar vermiştir.

Ayrıca Langnese-Iglo firması Unilever firmasının Almanya dondurma pazarında faaliyet gösteren bir alt firmasıdır. Komisyon yukarıda belirtilen soruşturmalarına ek olarak Unilever'in İrlanda'daki aynı ürün pazarında faaliyet gösteren alt firmasına karşı da soruşturma açmıştır. "Unilever'in İrlanda'daki ihlal iddiasına konu uygulaması ise, satış noktalarına ek bir ücret talep etmeden ariyet sözleşmeleri ile tahsis etmiş olduğu dondurucu cihazların, rakip ürünlerin muhafazası amacıyla kullanılmasına izin verilmemesine ilişkin bağlayıcı bir maddeyi anlaşma metnine dahil etmesidir. Komisyon Unilever'in bu uygulamasının yarattığı pazar giriş engellerini tespit etmek maksadıyla, Unilever'e ve diğer dondurma üreticisi firmalara bağlı satış noktalarının bu üreticiler arasındaki dağılımı ve üreticilerle satış noktaları arasındaki taahütleri de göz önünde bulundurmuştur". (243) Komisyon, Unilever'in uygulamasının Kurucu Antlaşma'nın 85 ve 86. maddeleri kapsamına girdiğine karar vermiştir. Bunun üzerine Unilever, Üye Ülkeler arasında ayırımcılık gözetmeyen bir dondurucu cihaz ariyet sözleşmesi devreye sokmuş ve bireysel muafiyet almıştır.

Tek elden satın alma anlaşmalarının 85 (1) maddeyi ihlal ettiğinin belirlenebilmesi için aynı anda hem Üye Ülkeler arası ticareti etkilemesi hem de rekabeti engellemesi ya da kısıtlaması gerektiği belirtildi. Bu iki koşulun varlığını tespitinde anlaşmanın geçerli olduğu pazarın iktisadi koşulları yanında anlaşmanın süresinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Her ne kadar süresi bir yılı aşmayacak şekilde akdedilen tek elden satın alma anlaşmalarının 85 (1) maddeyi ihlal etme olasılıkları daha düşük olsa da, sağlayıcılar tek elden satıcılarıyla daha uzun vadeli anlaşmalar yapma eğilimi içerisindelerdir. Bu da anlaşmaların 85 (1) maddeyi ihlal etme olasılığını artırmaktadır.

Komisyon, tek elden satın alma anlaşmalarına grup muafiyeti uygulamasını beş yılı aşmayacak bir dönem ile (bira ve akaryakıt ürünlerinde bu süre on yıldır) kısıtlamıştır ve beş yıldan daha uzun bir süre için verilecek bireysel muafiyetler sadece geçerli iktisadi gerekçelerin mevcut olması ve bu gerekçelerin de Komisyon tarafından onaylanması halinde mümkündür.

Komisyon, tek elden satın alma anlaşmalarının hukuki geçerliliğini değerlendirirken anlaşmanın etkili olduğu pazarın yapısı ve tarafların bu pazardaki konumlarını da göz önünde bulundurmaktadır. Nitekim Komisyon, BP Kemi vakasında (244) , "Rekabet yapısının zayıf olduğu bir pazarda, lider konumundaki bir sağlayıcının büyük satın alıcılardan birisi ile, satın alıcıyı ihtiyaçlarının tümünü veya önemli bir bölümünü aynı sağlayıcı teşebbüsten temin etmeye sevk eden, uzun vadeli bir tek elden satın alma anlaşması yapması, sağlayıcının ve tek elden satın alıcının rakipleri için dezavantaj teşkil etmektedir ve sonuç olarak 85 (1) madde hükümleri uyarınca rekabeti kısıtlamaktadır" (245) hükmüne varmıştır.

Nitekim bu vakada, pazarın rekabetçi yapısının çok zayıf olmasının yanı sıra, ilgili tarafların da söz konusu pazarda çok güçlü olmaları, Komisyon kararının, taraflar arasındaki anlaşmanın 85 (1) maddeyi ihlal ettiği yönünde şekillenmesine yol açmıştır. Bununla birlikte Komisyon, bir sağlayıcı ve satın alıcının, satın alıcının ihtiyaçlarının tümünü olmasa bile önemli bir bölümünü sağlayıcıdan tedarik etmesine hükmeden bir tek elden satın alma anlaşmasına taraf olmalarının da Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinin ihlali olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Komisyon, ayrıca, "bu tip tek elden satın alma anlaşmalarının 85 (1) maddeyi ihlal etmeleri için, satın alıcının -yukarıda belirtilen şekilde- tedarikte bulunmak üzere hukuki olsun olmasın herhangi bir yükümlülüğünün bulunmasının gerekmediğini, fiili durumda anlaşmanın bu etkileri doğurmasının yeterli olacağını belirtmiştir." (246)

Leibig Spices vakasında (247) , bir baharat üreticisi firma üç büyük süpermarket zinciri ile tek elden satın alma anlaşması yapmıştır. Söz konusu vaka, sağlayıcılar ile satın alıcıların güçlü pazar konumuna sahip olduğu diğer bir örnek vakadır. Nitekim baharat üreticisi teşebbüsün taraf olduğu anlaşmalar, pazarın önemli bir bölümünü kapsamaktadır ki; bu da diğer baharat üreticilerinin ürünlerini dağıtmak için yaygın satış noktaları bulmalarını oldukça güçleştirmektedir. Nitekim bu vakada Komisyon, söz konusu anlaşmaların toplam perakende baharat pazarının % 35'ine tekabül ettiğini tespit etmiştir.

Her ne kadar teşebbüslerin pazar payları bir ihlalin varlığının tespitine ilişkin tek başına yeterli bir gösterge olmasa da, % 35 oranında pazar payının oldukça altındaki pazar paylarına sahip teşebbüslerin yaptıkları benzer nitelikteki anlaşmaların da -anlaşmaların geçerli olduğu pazarın yapısı da göz önünde bulundurulduğunda- 85 (1) maddeyi ihlal edebileceği bilinmektedir. Nitekim Komisyon'un, tek elden satın alma anlaşmalarının grup muafiyetten yararlanabilmesi için sağlayıcı işletmelerin pazar paylarının %15'den daha düşük olması gerektiği yönünde bir pazar payı eşik değeri belirleme eğilimi (248) , Komisyon'un, "sağlayıcı tarafın % 15 veya daha fazla pazar payına sahip olduğu anlaşmaların 85 (1) maddenin ihlaline yönelik bir iddia oluşturabileceği düşüncesine ve bireysel inceleme yapılmadan bir anlaşmaya muafiyet verilmemesi gerektiği yönünde bir kanıya sahip olduğunu göstermektedir". (249)

Bir tek elden satın alma anlaşmasının Üye Ülkeler arasındaki ticareti etkileyip etkilemediğini belirlemek için, söz konusu anlaşmanın dışında aynı dağıtım ağının kapsamındaki benzer anlaşmaları dikkate almak, ve bu ağın 85 (1) maddeyi ihlal edecek derecede ticareti etkilemediği durumlarda da, pazardaki diğer benzer dağıtım şebekelerini dikkate almak gerekmektedir. (250) Bu doğrultuda Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinin ihlal edilip edilmediği belirlenirken, tek elden satın alma anlaşmalarının geniş bir dağıtım ağının parçası olduğu unutulmamalıdır. Ancak, bu kriterlerin göz önünde bulundurulması söz konusu anlaşmanın, geçerlilik süresi ve taraflarının pazardaki konumu açısından rakip sağlayıcıların pazara girişini zorlaştıracak iktisadi öneme sahip olması gerekmektedir. (251) Diğer bir ifadeyle, iktisadi açıdan büyük bir öneme sahip olmayan ve rekabet ortamına önemli ölçüde etkide bulunmayan bir anlaşmanın, sadece benzer anlaşmalar ağının bir parçası olması 85 (1) maddeyi ihlal ettiği anlamına gelmemektedir. Bidayet Mahkemesi Ice Cream vakalarında konuyla ilgili olarak "İlgili pazarda akdedilen benzer anlaşmalarla birlikte dava konusu anlaşmaların ekonomik ve hukuki yapılarının pazarda yarattığı toplam etkinin, yerli ve yabancı rakiplerin pazara girişlerini engelleyip engellemediği göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer, yapılan bir inceleme sonucunda anlaşmaların pazara girişi engellemediği ortaya çıkarsa anlaşmalar grubunu oluşturan bireysel anlaşmalar 85 (1) madde uyarınca rekabeti zayıflatamazlar. Öte yandan, anlaşmaların pazara girişi zorlaştırdığı ortaya çıkarsa, bu noktada dava konusu olan anlaşmaların yaratılan toplam etkiye katkı derecesi, sadece pazarın paylaşılmasına önemli ölçüde katkıda bulunan anlaşmaların yasaklanması temeline dayanarak değerlendirilmelidir" (252) görüşünü belirtmiştir.

Tek elden satın alma anlaşmalarının Üye Ülkeler arasındaki ticaret üzerindeki etkileri incelenirken göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus da, satın alıcının tedariğini başka bir sağlayıcı teşebbüsten daha uygun şartlar ile temin edebilmesinin mümkün olduğu durumlarda; satın alıcının bu tedarik kaynağını değerlendirmesine izin veren bir maddenin tek elden satın alma anlaşmasında bulunmasının, anlaşmanın muafiyet kapsamı dışına çıkmasına yol açmamasıdır.

Ancak, satın alıcının kendisine daha avantajlı şartlar sunan bir alternatif tedarik kaynağını değerlendirebilmesi, kendi sağlayıcısının da buna uygun teklifte bulunma imkanını tanımasına bağlıdır. Tek elden satın alma anlaşmalarında bulunan bu tür maddelere 'İngiliz Hükmü' de denmektedir. BP Kemi vakasında, ilgili tek elden satın alma anlaşması da bir İngiliz hükümü içermekteydi. Taraflar bu hükmün, anlaşmada iddia edilen rekabeti kısıtlayıcı etkileri ortadan kaldırdığını öne sürmüşlerse de Komisyon, hükmün uygulanacağı şartların dar bir çerçeve içinde kaldığını ve anlaşmanın rekabeti kısıtlayıcı etkilerini önemli ölçüde azaltmadığı kararına varmıştır. Komisyon ayrıca, söz konusu İngiliz hükmü için, hükmün rakiplerin fiyatları ve şartları hakkında bilgi alış-verişi için bir mekanizma etkisi gösterdiğini vurgulamıştır. Böyle bir bilgi alış-verişi Komisyon tarafından oldukça şüphe ile karşılanmıştır. Görülmektedir ki, katı koşullarla çerçevelenmeyen bir İngiliz hükümü dahi, tek elden satın alma anlaşmalarını Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesi kapsamında kalması için yeterli olmayabilmektedir.

Bu yüzden, etkilenen pazarın çok küçük veya anlaşmanın Topluluk ticaretine etkide bulunmayacak kadar yerel olduğu ya da anlaşmanın kısa bir dönem için yapıldığı durumlar dışında, iyi bir pazar konumu bulunan bir toptancı veya perakendecinin tedariğini tek bir kaynaktan temin edeceğine ilişkin girdiği bir anlaşma hemen hemen her durumda 85 (1) maddeyi ihlal eden bir anlaşma olarak değerlendirilmektedir. Bu tür bir anlaşmanın -içerdiği rekabeti kısıtlayıcı hükümler sonucunda geçersiz veya tatbik edilemez durumda değilse- 85 (3) madde marifetiyle Komisyon tarafından muaf tutulması gerekmektedir. Şayet anlaşma içerdiği rekabeti kısıtlayıcı hükümlere rağmen tek elden satın almaya ilişkin grup muafiyet tüzüğünün şartlarını yerine getiriyorsa, muafiyet kendiliğinden kazanılır. Şayet böyle bir durum söz konusu değilse, muafiyetten yararlanmak için Komisyon'a bireysel muafiyet talebiyle başvuru yapmak gerekmektedir.

3.2.1.2.1.Tek Elden Satın Alma anlaşmaları grup muafiyeti

Komisyon ve Adalet Divanı'nın Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinin kapsamını çoğu zaman geniş tutma eğiliminde olmaları, bir taraftan Komisyon'un anlaşmalar üzerinde büyük bir denetim gücüne sahip olmasına yol açmaktayken, diğer taraftan da bunun bir sonucu olarak, birçok zararsız nitelikteki anlaşma da 85 (1) madde kapsamına girmekte ve geçerlilik kazanabilmek için muafiyet kapsamına girme şartıyla karşı karşıya kalmaktaydılar. Bu zararsız nitelikteki anlaşmaların büyük bir kısmının tek elden satın alma anlaşmaları olması ve Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesi çerçevesinde kolaylıkla muafiyet kazanabilecek nitelikte olmaları tıpkı tek elden dağıtım anlaşmalarında olduğu gibi Komisyon'un gereksiz yere çok fazla sayıda bildirimle karşı karşıya kalması sonucunu doğurmuştur.

Tek elden dağıtım anlaşmalarını incelerken de belirtildiği üzere, Komisyon'un 67/67 sayılı ilk grup muafiyet tüzüğünü yayımlaması ve daha sonra da bu tüzüğü 1983/83 Sayılı Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tüzüğü (253) ve 1984/83 Sayılı Tek Elden Satın Alma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tüzüğü (254) olarak iki ayrı mevzuata dönüştürmüş olması karşılaşılan bürokratik yükü hafifletme amacına hizmet etmekteydi.

Aslında, Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamına giren birçok tek elden satın alma anlaşması pazarların verimli bir şekilde işlemesine katkıda bulunmaktadır. Komisyon, bu gerçeği yansıtan görüşünü 1984/83 Sayılı Tüzük'ün dibaçesinde şu şekilde açıklamaktadır:

"Bu Tüzük'de tanımlanan tek elden satın alma anlaşmaları genelde dağıtımda iyileştirmeye yol açar... bu anlaşmalar, sağlayıcı teşebbüsün satışlarını daha garantili ve uzun bir süre için planlamasına izin vermekle birlikte, yeniden satıcının ihtiyaçlarının anlaşma süresince düzenli olarak karşılanmasını temin eder... bu da tarafların, pazar şartlarındaki dalgalanmalardan kaynaklanan risklerini azaltmalarına ve dağıtım maliyetlerini düşürmelerine imkan verir;... bu anlaşmalar ayrıca bir ürünün satışının kolaylaştırırken yoğun bir pazarlama ortamı yaratır, zira ilgili sağlayıcı teşebbüs tek elden satın alma yükümlülüğü karşısında dağıtım ağının yapısını, satış arttırmaya yönelik çabalarının kalitesini veya satış başarısını iyileştirme yükümlülüğündedir... aynı zamanda, bu anlaşmalar farklı üreticelerin ürünleri arasındaki rekabeti arttırır... sağlayıcı teşebbüslerin satış promosyonu, müşteri hizmetleri ve stok bulundurma gibi görevleri üstlenen birçok yeniden satıcıyla çalışması, çoğu zaman bu sağlayıcıların pazara nüfuz etmeleri ve mevcut diğer üreticiler ile rekabet edebilmeleri için en etkili ve hatta bazen tek yoldur... bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli teşebbüsler için geçerlidir...
...tek elden satın alma anlaşmalarından tüketici de, düzenli tedarik avantajlarından ve sözleşme konusu ürünleri daha hızlı ve daha kolay temin edebilmelerinden dolayı, yarar sağlamaktadır ...". (255)

Bu doğrultuda, 1984/83 Sayılı Tek Elden Satın Alma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tüzüğü'nün uygulama alanlarının incelenmesinde fayda vardır. Tek elden satın alma anlaşmalarına hangi şartlarda bireysel muafiyet tanındığını ise ilerleyen bölümlerde incelenecektir.


New Page 2

1   2 3 4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
41 42 43 44 45 46 47      
ISBN 975-94390-0-X
Birinci Baskı
İstanbul/1998

ESC Yayınları