Prof.Dr. Arif ESİN

3.2.1.3. Fransiz anlaşmaları

Franşiz, genel bir tanımla, sınai, fikri veya ticari mülkiyet haklarının, markaların, ticari ünvanların, işaretlerin veya logoların, malların yeniden satışı veya hizmetlerin sunulması amacına yönelik olarak bir sistem veya know-how çerçevesinde değerlendirilmesidir.

Franşiz anlaşması "bir işletmenin diğerine, bir malın kendi reçetesine göre üretilmesi veya bakımı hakkını verdiği ve o malın nihai tüketicilere yine kendi markası altında ulaştırılmasına müsaade ettiği, satım, kira, acentalık ve eser sözleşmelerine ilişkin hükümlerin uygulandığı karma bir anlaşmadır". (263)

Franşiz anlaşmaları, bir tarafta franşiz veren ve diğer tarafta ise franşiz alan olarak adlandırılan iki teşebbüs arasında malların tedarik ve satınalımlarına veya hizmetlerin sunulmasına ilişkin tarafların karşılıklı yükümlülüklerini kapsamaktadır.

Franşiz ile amaçlanan; mal ve hizmetlerin toptan ya da perakende veya her iki şekilde nihai kullanıcıya, ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde sunulmasıdır.

Franşiz anlaşmaları, mal ve hizmetlerin dağıtım ve tedariğini geliştirmekte ve kısıtlı yatırımlar arasında yeknesak bir ağ kurarak, özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin yeni rekabetçiler olarak pazara girmelerine olanak sağlamaktadır. Franşiz verenin deneyim ve finansal desteği sayesinde, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin rekabet güçleri artmaktadır.

Franşiz ağının homojen yapısı, franşiz veren ve franşiz alan arasında güçlü ve daimi bir işbirliği sağlayarak, ürün ve hizmet kalitesinin devamını garanti altına almaktadır. Bununla birlikte, franşiz alanlar arasındaki rekabet, tüketiciye, franşiz ağı içinde kendisi için en avantajlı olanı seçme fırsatı yaratmaktadır.

Franşiz yoluyla dağıtım modeli ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkmıştır. "Franchising terimi ise eski fransızca "franc" (yetki bahşetmek) kelimesinden gelmektedir. ABD'de isim ve/veya marka hakkı kullanımına ilişkin her türlü ticari ilişki franşiz olarak adlandırılmaktadır; yani terim çok geniş bir alanı kapsamaktadır". (264) Günümüzde franşiz Avrupa Topluluğu üye ülkelerinde sıkça kullanılan bir dağıtım modeli olarak dikkat çekmekle birlikte ABD'deki genellemenin aksine diğer dağıtım biçimlerinden rahatça ayırt edilebilmesini sağlayacak mevzuat düzenlemeleri mevcuttur. Ancak franşiz modeline ilişkin Topluluk'daki mevcut noktaya nasıl gelindiğinin üzerinde durmak gerekmektedir.

Topluluk'ta franşiz anlaşmaları 70'lerin başında görülmeye başlandı ve çok hızlı bir şekilde de yayılmaya başladı. Avrupa Topluluğu Rekabet Politikaları Üzerine Onbeşinci Rapor (265) , franşiz sistemini Avrupa'da hızla yayılan bir dağıtım sistemi ve ticari yapılanma olarak nitelemiştir.

Topluluk uygulamalarına bakıldığında, franşiz anlaşmaları önceleri Kurucu Antlaşma'nın 85 ve 86. maddeleri kapsamında mütalaa edilirken, Adalet Divanı'na intikal eden davalar sonucuna bir grup muafiyeti ihtiyacı doğduğuna kannat getirilmiş ve ortaya 30 Kasım 1988 tarih ve 4087/88 Sayılı Franşiz Anlaşmaları'na İlişkin Grup Muafiyeti Komisyon Tüzüğü (266) çıkmıştır.

Ancak, franşiz anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tüzüğü çıkana kadar bu tip anlaşmalara ilişkin gerek Komisyon'un gerekse de Adalet Divanı'nın almış olduğu kararlar bazı soru işaretlerini de beraberinde getirmekteydi. Ne de olsa bu kararlara dikey dağıtım sistemlerini düzenleyen mevcut mevzuat çerçevesinde varılmaktaydı ve ne tek elden dağıtım ne de tek elden satın alma anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tüzükleri, franşiz gibi, bünyesinde fikri ve sınai mülkiyet hakları ve know-how'lara ilişkin yetki devirleri içeren bir sistemi tam anlamıyla destekleyecek niteliklere sahip değillerdi.

"Bu dönemlerde en çok sorulan soru ise franşiz anlaşmalarının veya bu anlaşmaların içerisindeki bazı hükümlerin Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamına girip girmediği; ve şayet giriyorsa bu anlaşmaların dağıtıma ilişkin diğer grup muafiyetlerinden -özellikle de daha benzer hükümler içeren tek elden dağıtım anlaşmalarına ilişkin grup muafiyetinden- faydalanıp faydalanamıyacağı idi". (267) Her ne kadar franşiz veren teşebbüsler akdettikleri anlaşmaların rekabeti kısıtlamadığını veya kısıtlasalar bile mevcut bir muaffiyetten faydalanabileceklerini iddia ettilerse de; Komisyon, bu iddiaları, franşiz anlaşmalarının bir çoğunun, yapıları gereği mevcut Topluluk rekabet mevzuatına aykırı hükümler içereceğini ve bu aykırı hükümlerin de diğer grup muafiyeti tüzükleri vasıtasıyla Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi hükümlerinden muaf tutulamayacağı gerekçeleriyle dikkate almamıştır.

Bununla birlikte, Komisyon'un dikkate aldığı konu ise, franşiz anlaşmalarının grup olarak Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi hükümlerinden muaf tutulmasına yönelik olarak bu anlaşmaların 85 (3) maddedeki şartları yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi idi. İşte bütün bu tartışmalara Pronuptia vakası (268) nokta koymuştur.

Komisyon'un Franşiz anlaşmalarıyla ilgili grup muafiyet tüzüğünü hazırlarken yol gösterici olarak kullandığı bu içtihat, Alman mahkemelerinin konuyu ATAD'a taşıması ile ortaya çıkmıştır.

Alman mahkemeleri önünde şikayetçi olan teşebbüs, gelinlik ve düğün aksesuarları satan Pronuptia de Paris adlı teşebbüsün Almanya'daki temsilcisi olan Pronuptia de Paris GmbH idi. Bu teşebbüs aynı kişiye Almanya'nın üç ayrı bölgesinde franşiz verir. Franşiz alan teşebbüsün anlaşmadan doğan royalite bedellerini franşiz verene ödemekten kaçınması sonucunda ortaya çıkan ihtilaf, franşiz konusunun ATAD'a ilk defa intikal etmesini sağlayacak prosedürün başlamasına yol açmıştır.

Royaliteleri ödemeyen franşiz alan taraf, mahkemede franşiz anlaşmasının Roma Antlaşması'nın 85 (1) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve bu yüzden anlaşmanın butlan olduğunu, bu nedenle de royalitelerin ödenmesi gerekmediğini ileri sürmüştür.

Franşiz alan taraf, anlaşmayla Pronuptia'nın ticari markasını belirtilen bölgelerde kullanma ve birçok alanda Pronuptia'dan destek alma garantisi elde etmiştir. Karşılığında franşizi veren taraf ise üçüncü kişilere başka yollardan tedarikte bulunmamayı, ticari lisans vermemeyi ve kendi adına mağaza açmamayı taahhüt etmiştir.

Anlaşma gereği, franşiz alan, satışlar üzerinden % 10 komisyon ödemeye, tedariğinin % 80'ini franşiz verenden, kalanını da ancak onaylanmış tedarikçilerden sağlamaya, anlaşmanın sona ermesinden itibaren bir yıl süresince franşiz verenle rekabet etmemeye ve reklam faaliyetlerinde ortak çalışmaya mutabık olduğunu belirtmiştir.

Pronuptia vakası ile ATAD, her franşiz anlaşmasının, kapsadığı faaliyetlere ilişkin özel hükümler içermesinden dolayı teker teker ele alınması gerekliliği üzerinde durmuştur. Franşiz sistemlerinin devamlılığının sağlanması için üç önemli nokta olduğunu belirten Yüce Divan, bunları, franşiz sağlayanın know-how'ının, ticari kimliğinin ve birikiminin korunması olarak saymıştır. Bunların elde edilmesi için koyulan kurallar anlaşmanın Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesine uymaması anlamına gelmemektedir.

Bu yaklaşım, Komisyon'un 1986 -1988 yılları arasında kendisine intikal eden Yves Rocher (269) , Computerland (270) , Service Master (271) ve Charles Jourdan (272) vakalarında almış olduğu kararlarında ve bütün bu içtihatlar sonucunda şekillenen franşiz anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tüzüğünde de belirleyici olmuştur.

 

 

New Page 2

1   2 3 4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
41 42 43 44 45 46 47      
ISBN 975-94390-0-X
Birinci Baskı
İstanbul/1998

ESC Yayınları