|
3.2.1.3.3. Grup muafiyetin uygulanmadığı durumlar
Franşiz anlaşmalarına tanınan grup muafiyeti hakkının kaybolduğu haller vardır. Teşebbüsler arasında akdedilen sözleşmelerde bu noktalara ilişkin hususların bulunması durumunda grup muafiyeti kapsamında faaliyet göstermek mümkün değildir.
Sözkonusu hallerin başında, franşize konu olan mal veya hizmetle benzer olan ya da kullanıcılar tarafından, fiyatı, kullanım alanı gibi özellikleri bakımından eş tutulan malları veya hizmetleri üreten işletmelerin, bu ürünler doğrultusunda franşiz anlaşmalarına girmeleri gelmektedir. Bu durumda muafiyet uygulanamamaktadır.
Ayrıca franşiz alanın, franşiz verenin önerdiği kalitede malları tedarik etmesinin engellenmesi durumunda muafiyet uygulanmamaktadır. Öte yandan franşiz alan, franşiz verenin imal ettiği veya kendi tasarımı doğrultusunda imal ettirdiği malları satabilmekte veya hizmetlerin temininde kullanabilmektedir. Ancak, franşiz veren, franşiz ağının itibarını ve ortak kimliğinin devamını sağlamaktan ve kendi sınai ve fikri mülkiyet haklarını korumaktan daha başka sebeblerden dolayı franşiz alannın yetkili imalatçı olarak bir üçüncü kişiyi teklif etmesine karşı çıkarsa, muafiyet düşmektedir.
Franşiz alanın know-how'u kullanması, anlaşmanın sona ermesinden sonra, genel olarak bilinen ve kolaylıkla kazanılabilen bir hal almasına rağmen engelleniyorsa ve bu franşiz alanın yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelmiyorsa, muafiyet dışında kalmaktadır.
Tüm grup muafiyetleri kapsamında oldukça tartışmalı konu olan fiyatların tespiti meselesinde ise dikkat edilmesi gereken ana esas; franşiz alanın, franşiz veren tarafından, doğrudan veya dolaylı olarak, franşize konu olan malların veya hizmetlerin fiyatlarını belirlemesinin kısıtlanması muafiyete aykırıdır ancak, franşiz veren satış fiyatları hakkında önerilerde bulunabilmektedir.
Franşiz verenin, kendi sınai ve fikri mülkiyet haklarının geçerliliğinin franşiz alan tarafından sorgulamasını yasaklaması muafiyet dışında kalmakla beraber, franşiz verenin bu gibi durumlarda anlaşmayı sona erdirme yetkisi vardır.
Franşiz alanların, franşize konu olan malları ve hizmetleri, nihai tüketicilere, ikamet yerlerinden dolayı tedarik etmemelerine ait yükümlülük altına sokulmaları muafiyet kapsamında değildir.
4087/88 Sayılı Franşiz Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Komisyon Tüzüğü bir itiraz prosedürü içermektedir. Bu prosedür, Tüzük'te açıkça belirtilmemiş rekabet kısıtlamalarının bulunduğu anlaşmalar için geçerlidir. Bu tür anlaşmalar Komisyon'a bildirilir ve Komisyon da, sözkonusu anlaşmaya ilişkin altı ay içerisinde herhangi bir itiraz çıkmazsa muafiyet tanır.
Söz konusu altı aylık süre, Komisyon'un bildirimi aldığı tarihten itibaren başlar. Komisyon, eğer bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde, bir Üye Devlet'ten anlaşmaya muafiyet tanınmamasına ilişkin bir talep gelirse muafiyete karşı çıkabilir. Bu talep, Topluluk Rekabet Hukuku ile uyumlu olmalıdır. Bir Üye Devlet'in talebi karşısında ortaya çıkan bu karşıtlık, Komisyon'un Kısıtlayıcı Eylem ve Hakim Durum Komitesi'ne danışılması sonucunda ortadan kaldırılabilir.
Eğer, teşebbüsler Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesine ait tüm şartları yerine getirmişlerse, karşıtlık ortadan kalkar ve muafiyet, bildirim tarihinden itibaren uygulanmaya başlanır.
İşletmelerin karşıtlğı ortadan kaldıracak ve Madde 85 (3)'e uyumlu hale getirecek gerekli değişiklikleri ve düzeltmeleri anlaşmalarında yapmaları durumunda ise muafiyet, değişikliklerin yapıldığı tarihten itibaren uygulanmaktadır.
3.2.1.4. Seçici Dağıtım anlaşmaları
Dağıtım sistemlerine ilişkin diğer bir yöntem ise seçici dağıtım anlaşmalarıdır. Ancak bu konuda her hangi bir grup muafiyeti tüzüğü mevcut değildir. Bu sistemin uygulanabilmesi için Komisyon'a menfi tespit marifetiyle bildirimde bulunmak gerekmektedir. Komisyon, bildirilen anlaşmalara menfi tespitte bulunabileceği gibi bazılarına da bireysel muafiyet de tanıyabilmektedir.
Seçici dağıtım, sağlayıcının dağıtım faaliyetini üstlenecek teşebbüsleri dağıtımı yapılacak ürünün özelliklerinden kaynaklanan belirli kriterlere dayanarak tespit ettiği bir dağıtım sistemidir. Komisyon seçici dağıtım sistemlerine ilişkin görüşünü şöyle açıklamaktadır: "Günümüzde bir çok ürün seçici dağıtım olarak adlandırılan dağıtım sisemiyle satışa sunulmaktadır. Seçici dağıtım sistemini kullanan üreticiler, ürünlerinin yapısından kaynaklanan pazarlama zorluklarını ihtisaslaşmış ve seçimi kendisine kalmış dağıtıcılar vasıtasıyla gerçekleştirmek istemektelerdir. Bunu yaparken de dağıtıcılarını bazı asgari şartları yerine getirip getirememesine göre seçer ve dağıtım ağını şekillendirirler. Bu tür dağıtım organizasyonları genellikle motorlu taşıtlar, fotograf makineleri, elektronik ürünler, elektrikli ev aletleri, parfümler gibi ürünlerin satışında kullanılmaktadır" (275) .
Komisyon'un yorumundan da anlaşılacağı üzere; seçici dağıtım sistemiyle satılan ürünlerin başarıyla pazarlanması, genelde tüketiciye satış anında verilmesi gereken teknik bilgilere dayanmaktadır. Üreticiler de, ürünlerinin hangi şartlarda kimler tarafından satışa sunulduğunu denetlemek ve bilmek istemektedirler.
Üreticilerin bu yaklaşımı her ne kadar makul bir gerekçe olarak değerlendirilebilse de, seçici dağıtım sistemleri bir yandan sistemin dışında kalan bağımsız dağıtıcılara arz boykotu yapılmasına, öte yandan da sisteme katılmak isteyen dağıtıcıların sisteme dahil olmalarının doğrudan veya dolaylı olarak engellenmesine yol açmaktadır. Bu sebepten ötürü Topluluk Rekabet Hukuku ile böylesine çelişen bir dağıtım sistemini Komisyon çok yakından takip etmektedir. Komisyon'un özellikle üzerinde durduğu husus, "dağıtım sistemine kabul edilmeme gerekçelerinin ne kadar ekonomik ve rasyonel olduğunun tespiti yönündedir". (276)
Komisyon kararları doğrultusunda, seçici dağıtım sistemlerinde dağıtıcıların sisteme kabul edilebilmeleri için üreticiler tarafından konan şartların üç ana grupta toplanabileceği görülmektedir. Bunlar, niteliksel şartlar, ek yükümlülükler getiren niteliksel şartlar ve miktara dayalı niceliksel şartlardır.
Niteliksel şartlar, adından da anlaşılacağı üzere doğrudan ürün yapısına ilişkin, örneğin dağıtıcının teknik yeterliliği ve ürüne hakimiyeti, personelin eğitimi veya mekana yönelik şartlardır. Niteliksel şartlara dayandırılmış olan bir seçici dağıtım sisteminin Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamına girip girmediğinin tespitinde ise; rakip ürünlerin benzer bir sistemle dağıtılıp dağıtılmadığına ve ürünün yapısının gerçekten üretici tarafından bazı şartların öne sürülmesini gerektirip gerektirmediğine bakılmaktadır. Zira, niteliksel şartlara dayandırılmış bir seçici dağıtım sistemi rakip ürünlerin dağıtım sistemlerinin işleyişini engelliyorsa, ya da pazardaki fiyat esnekliğini tüketici aleyhine olacak şekilde etkilenmesine yol açıyorsa, rekabet kurallarına aykırı bir durum ortaya çıkmaktadır.
Ek yükümlülükler getiren niteliksel şartlar ise; reklam ve promosyon faaliyetlerine katılım şartı gibi doğrudan ürünün yapısından kaynaklanmayan şartlardır. Komisyon, bu tür şartlara dayanan seçici dağıtım sistemlerinin Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesine aykırı olduğunun altını çizmekle birlikte ekonomik ve rasyonel gerekçeler sunulması durumunda bireysel muafiyet tanıyabilmektedir . (277)
Miktara dayalı niceliksel şartlar ise üreticinin dağıtıcı sayısını kısıtlı tutmak için öne sürdüğü her türlü şartlar bütünüdür. Komisyon dağıtıcı miktarını kısıtlamaya yönelik şartları kesinlikle rekabete aykırı olarak nitelendirmekte ve çok nadir olarak bireysel muafiyet tanımaktadır. Nitekim, Komisyon, seçici dağıtım anlaşmalarına ilişkin ilk kararında miktara dayalı şartlar öne süren Omega'ya (278) bireysel muafiyet tanımıştır. Omega, ürettiği saatlerin lüks tüketim malı olduğunu ve bu yüzden kısıtlı miktarlarda üretildiğini ve doğal olarak mevcut dağıtıcıların yerine getirdiği şartları sağlayan her dağıtıcıyla anlaşma yapmasının imkansız olduğunu, zira bu dağıtıcıları sisteme kabul etse bile üretim kapasitesinin bu dağıtıcıların taleplerini karşılayacak boyutlarda olmadığını öne sürmüştür. Bu gerekçeleri dikkate alan Komisyon, Omega'ya bireysel muafiyet tanımıştır.
Ancak, Komisyon, 1970 tarihli Omega Kararı'ndan günümüze benzer bir karar almamıştır. Dolayısıyla, belirli kotaların doldurulmasından dolayı uygun satıcılara tedarikte bulunmayı reddetmek veya anlaşma bölgesinin yeni bir satıcılık ihdasını karşılayacak kadar nüfusa sahip olmadığı türde miktarsal kriterlerin haklı bulunması artık oldukça zordur.
Buna tek istisna ise motorlu taşıt dağıtımında görülmektedir. Komisyon, ürünün yapısının, teknik risklerin ve kullanıcıların taşıdıkları risklerin üreticiyle dağıtıcı arasında çok sıkı bir iletişimi gerekli kıldığını ve bu iletişimin aksamaması için dağıtıcı sayısının kısıtlanabileceğini belirtmiştir. Nitekim Komisyon bu doğrultuda Motorlu Taşıt Araçlarının Dağıtımı ve Servis Hizmetlerine İlişkin Grup Muafiyeti Tüzüğü'nü (279) yayımlamış ve sonraları bu tüzük yürürlükten kaldırılarak yerine yeni bir tüzük (280) yürürlüğe konulmuştur. Bu konu bu bölüm içerisinde incelenecektir.
|