Prof.Dr. Arif ESİN

3.2.1.4.2.2. Grup muafiyetin uygulanmadığı durumlar

Tüm grup muafiyetleri düzenlemelerinde olduğu gibi motorlu taşıt araçları dağıtım ve servis anlaşmalarına ilişkin düzenlemede de bazı hallerde grup muafiyeti uygulanamamaktadır. Burada tartışmasız bir nokta mevcuttur: Pazar paylaşımının önlenmesi amacı ile sözleşmenin taraflarının veya onlara bağlı işletmelerin motorlu taşıt üreticisi olmaları durumunda grup muafiyeti uygulanmamaktadır.

Ayrıca Tüzük kapsamında yer almayan ürün ve hizmetlerinin satışlarına ilişkin hükümlere sözleşmelerde yer verilmesi; yeniden satıcının diğer işletmeler ile sağlayıcıların lehine sonuçlanabilecek dağıtım ve servis anlaşmaları yaparak sözleşme kapsamında yer alan bölgeyi bir kez daha paylaşmaları veya bölge sınırlarını tadil etmeye kalkışmaları durumunda grup muafiyeti uygulanamamaktadır.

Öte yandan sağlayıcıların doğrudan veya dolaylı olarak yeniden satıcıların satış fiyatını ve indirim miktarlarını belirlemesi; açık geçerli nedenler bulunmadan yeniden satıcıların ait oldukları bölgenin uzaklığı ve/veya yakınlığını ileri sürerek finansal kolaylıklar veya elverişsiz koşullar uygulaması halinde grup muafiyetinden yararlanmak mümkün olamamaktadır.

Grup muafiyetinden yararlanılmasını engelleyen başka koşullar da mevcuttur. Bunların arasında; sağlayıcıların, yeniden satıcılarının başka işletmelerden aynı kalite ve evsafta olması kaydıyla yedek parça tedarikini önlemeye çalışmaları; sağlayıcıların, yedek parça imal eden işletmelerin yeniden satıcılara tedarikte bulunmasını doğrudan veya dolaylı olarak önlemeleri; sağlayıcıların ürettiği araçlarda kullandığı ya da tamir bakım işlemleri sırasında kullanılan yedek parçalarda, yedek parça imalatçıların kendi marka ve işaretlerini aksamın üzerine kolayca görünebilir ve tanınabilir bir biçimde koymalarının önlenmeleri; ve nihayet sağlayıcıların, dağıtım ağı içerisinde yer almayan üçüncü şahıs ve işletmelere araç tamiri için gerekli teknik bilgiyi vermekten kaçınmaları ve onların bu bilgilere ulaşmasını önlemeleri halleri yer almaktadır.

Yukarıda anlatılan ve tarafların davranışlarına bağlı bu hususların dışında anlaşma konusu mallar ülkenin tümünde veya önemli bir bölümünde aynı mallarla veya tüketici tarafından nitelikler, fiyatı ve kullanım amaçları bakımından eş sayılan mallarla etkin rekabet halinde değilse veya muafiyet sağlanan bir yükümlülük nedeniyle sözleşme konusu mallar veya mukabil malların fiyatı veya temin şartları bölgeler arasında önemli farklılıklar gösteriyorsa veya dağıtım sistemi içindeki bir teşebbüs veya üreticinin sözleşme konusu mallara veya mukabil mallara haklı görülemeyecek ayrımcı fiyatlar veya satış koşulları uygulaması durumunda da Komisyon, sektörün tümünden grup muafiyetinden yararlanma imkanını kaldırmaktadır. Böylelikle de bu faaliyet kolu Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamında çalışmak durumunda kalmaktadır.

Öte yandan Komisyon, fiyatlarda tüketici aleyhine bir gelişme olduğunda ve bu durum belli bir eşiği geçerse, muafiyeti geri çekeceğini ilan etmesine rağmen, fiyatların belirlenen eşiği geçmesine karşılık muafiyeti geri çekmemiştir.

3.3. Grup muafiyetleri sisteminde dikey (dağıtım) anlaşmalara tanınabilecek bireysel muafiyetler

Grup muafiyetleri kapsamında yer alan bazı faaliyet alanlarında muafiyet tüzüklerinden yararlanılması sözkonusu olduğunda; teşebbüsler, yaptıkları anlaşmanın hükümlerinden rekabetin sınırlanıp sınırlanmadığı veya grup muafiyetine uygun olup olmadığı hususunda belirsizliklerin oluşması durumunda, Komisyon'a bildirilmek suretiyle sözkonusu anlaşmaya menfi tespit talep edebilirler. Ayrıca menfi tespit başvurularının olumsuz olarak değerlendirilmesi halinde bireysel muafiyet talep edilmesi mümkündür. Bu noktada teşebbüsler arasındaki anlaşmanın pekçok hükümünün bir grup muafiyeti tüzüğüne uymasına rağmen doğrudan bir bireysel muafiyet başvurusu söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak, grup muafiyeti tüzükleri kapsamında bulunmayan rekabeti kısıtlayıcı unsurları taşıyan teşebbüsler arasındaki dikey anlaşmalara Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesi kapsamında bireysel muafiyet elde etmek mümkün olabilmektedir. Bu durumda da grup muafiyetleri içerisinde yer alan faaliyet alanlarında muafiyet elde etmek mümkündür. Bu bakımdan da Topluluk Rekabet Hukuku'daki bu esnek ve yapıcı anlayışın sanayi ve ticaret sektörlerinin gelişmesine yardımcı olduğu sonucu doğmaktadır.

Teşebbüsler arasındaki anlaşmaların bazı hükümlerinin rekabeti kısıtlayıcı unsurlar taşıdığı düşüncesi işletmeleri menfi tespite ya da doğrudan bireysel muafiyet başvurusuna sevk ettiği belirtildi. Sözkonusu başvuruların Komisyon'a ilgili A/B Formu doğrultusunda özenle hazırlanarak verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan Üye Ülke milli makamlarının grup muafiyetleri kapsamındaki anlaşmalara, Komisyon'un bireysel muafiyet tanımayacağını düşündükleri durumlarda, butlan kılma hakkı mevcuttur. Ayrıca yine milli makamların grup muafiyeti tüzüklerine uyumlu anlaşmalara da bireysel muafiyet tanıma hakları vardır. Bu durumda da herhangi bir Üye Ülke'de Topluluk grup muafiyet tüzüklerine benzer tüzükler bulunmasa da teşebbüslerin Topluluk Rekabet Hukuku'nda yer alan grup muafiyet tüzüklerinin yükümlülüklerini yerine getiren anlaşmalara bireysel muafiyet vermeleri söz konusu olmaktadır. Ancak milli makamların grup muafiyetleri tüzüklerinde yer alan hususların kapsamını genişletmek gibi bir hakları yoktur. Bu durumda da grup muafiyetlerinin kapsamı genişletilerek bireysel muafiyet tanınması mümkün değildir. Konuya ilişkin en güzel örnek ATAD'ın Delimitis k. Henninger Braü Kararı'dır. (309)

Grup muafiyetleri sisteminde tek elden dağıtım, tek elden satın alma, franşiz ve ayrıca seçici dağıtım anlaşmalarının karakteristik özelliklerini taşıyan dikey dağıtım anlaşmalarına bireysel muafiyet tanınabildiği belirtilmişti. Bu kategorilere giren anlaşma tiplerine hangi şartlarda Komisyon tarafından bireysel muafiyet tanındığının incelenmesi, Komisyon'un, grup muafiyetleri konusundaki esneklik derecesinin anlaşılabilmesi için faydalıdır.

3.3.1. Tek Elden Dağıtım anlaşmaları ve bireysel muafiyetler

Tek elden dağıtım anlaşmaları kapsamında dağıtıcılara tam bölgesel koruma sağlayan hükümler, Komisyon tarafından paralel tedarik kısıtlaması olarak değerlendirilmekte ve kesinlikle onaylanmamaktadır. Ayrıca, tam bölgesel koruma sağlayan hükümler, 1983/83 Sayılı Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Tüzük içerisinde grup muafiyeti kapsamı dışında kalan koşullardan biri olarak belirtilmektedir.

1983/83 Sayılı Tüzük, kullanıcıların, tek elden dağıtım anlaşmasına konu malları anlaşmada belirtilen bölgede sadece tek elden dağıtıcıdan elde edebilmesi ve anlaşmada belirlenen bölge dışında alternatif temin kaynaklarının olmaması durumunda anlaşmanın grup muafiyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmektedir. Bununla birlikte aynı Tüzük, tek elden dağıtım anlaşması taraflarından birinin veya her ikisinin, aracıların veya kullanıcıların anlaşma konusu malları Ortak Pazar içindeki diğer satıcılardan veya -alternatif temin kaynaklarının bulunmaması halinde- Ortak Pazar dışından elde etmelerini zorlaştırmaları durumunda da ilgili anlaşmanın grup muafiyeti kapsamının dışına çıkacağını belirtmektedir.

Komisyon'un ihracat ve paralel tedarik yasaklarına ilişkin tutumu, bu tür yasakların Roma Antlaşması'nın 85 (3) maddesi kapsamında muafiyetten faydalanamayacakları doğrultusundadır. Bununla birlikte paralel ihracat veya ithalat yasaklamaları ve dolaylı bölgesel ayırımcılık olarak değerlendirilen eylemleri içeren anlaşmaların da Ortak Pazar'da rekabeti kısıtladığı gerekçesiyle muafiyetten faydalanmaları mümkün olamamaktadır.

Dolaylı bölgesel ayırımcılık olarak değerlendirilen eylemlerin başında ise anlaşma konusu mallara yeniden satışa arz edileceği bölgelere göre farklı fiyat uygulaması gelmektedir. Distillers (310) vakasında, viski dağıtıcılarına, ihracat yapacaklarsa ayrı, İngiltere içerisinde satış yapacaklarsa ayrı fiyat uygulanmaktaydı. Bu vakada her ne kadar İngiltere ve Kıta Avrupası arasındaki viski fiyatlarının farklı olması gerektiğine ilişkin ekonomik gerekçeler bulunduysa da, Komisyon bu türden ayırımcı fiyat uygulamalarının Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamına girdiği ve grup muafiyetinden yararlanamayacağı hükmüne varmıştır.

Zanussi (311) vakası ise üretici firma tarafından sağlanması gereken garantinin kapsamının daraltılmasına ilişkin ve dolaylı bölgesel ayırımcılığa örnek teşkil eden bir diğer vakadır. Bu vakada, sadece Zanussi'nin Topluluk'da faaliyet gösteren alt firması tarafından ithal edilen ürünlerin garanti kapsamına alınması paralel ithalat yoluyla Zanussi ürünlerini alan Topluluk tüketicilerinin mağduriyetine yol açmıştır. Üretici ve ithalatçı firmalar arasında bu doğrultuda bir hüküm içeren dağıtım anlaşması 85 (1) kapsamına girmektedir. Bu anlaşmaya Komisyon tarafından bireysel muafiyet tanınmamıştır. Komisyon, Topluluk içerisindeki tüm Zanussi ürünlerini garanti kapsamına alan bir hüküm içeren anlaşmaya ise daha sonra Kurucu Antlaşma'nın 85 (3) maddesi kapsamında muafiyet tanımıştır.

Ürünlere garanti sağlanması ile ilgili olarak; Hasselblad k. Komisyon vakasında, Adalet Divanı "dağıtıcıların garanti vermesi için üretici firmanın garantisinin olmaması gerektiğini; dağıtıcı firmaların garanti kapsamını değiştirmesinin ise sadece üretici firmanın garanti kapsamından daha geniş imkanlar sağlayan garanti şartları sunmasıyla mümkün olabildiğini" (312) belirtmiştir.

Ortak Pazar sınırları dışına yapılacak satışlara getirilen doğrudan veya dolaylı kısıtlamalar ise, Üye Ülkeler arasındaki ticareti etkilemeyeceği gerekçesiyle muafiyet tanınmasına engel teşkil etmemektedir. Zira, malların Ortak Pazar sınırları içerisine tekrar girerken alınan gümrük vergileri ve taşıma maliyetleri paralel ithalat yapılması olanağını azaltmaktadır. Ancak, Avrupa Ekonomik Alanı ülkeleri (İzlanda, Liechtenstein ve Norveç) ve Topluluğun serbest ticaret anlaşmaları yaptığı ülkelere yapılan ihracatlara kısıtlamalar getirilmesinin, bu malların vergiden muaf olarak Topluluk ve bu ülkeler arasında serbest dolaşımda olduğu düşünüldüğünde, Üye Ülkeler arasındaki ticareti engelleyici etki yaratacağı düşünülmektedir.

Dağıtım anlaşmalarının, müşteri kısıtlamaları, sağlayıcıyla rekabet etmeme, dağıtıcının anlaşma konusu malları sadece sağlayıcıdan temin edilebilmesi, aktif satışın yasaklanması ve fiyat belirlemeye ilişkin hükümler içermeleri de bu anlaşmaların Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamına girmeleri için yeterli olmaktadır. Komisyon, bu tür kısıtlayıcı hükümler içeren anlaşmaların da, dolaylı bölgesel ayırımcılık öngördükleri gerekçesiyle bireysel muafiyet tanınmasının imkansız olduğu görüşündedir.

 

New Page 2

1   2 3 4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
41 42 43 44 45 46 47      
ISBN 975-94390-0-X
Birinci Baskı
İstanbul/1998

ESC Yayınları