|
3.3.4.2. Bireysel muafiyet alınamayacak hükümler
Seçici dağıtım sistemlerinde, yukarıda da belirtilen kısıtlamaları içeren anlaşmalara bireysel muafiyet tanınabileceği ifade edildi. Ancak aşağıda belirtilen durumlarda ise bireysel muafiyet almak mümkün olamamaktadır.
Tam bölgesel kısıtlamalar öngören ve sonuç olarak Ortak Pazar içerisinde bölgesel farklılıklara yol açan hükümlere hiçbir şekilde muafiyet tanınmamaktadır. Dolayısıyla, satıcıların kendi bölgelerinin dışından gelen taleplere cevap vermemelerine ilişkin bir yükümlülük altına girdikleri anlaşmalara bireysel muafiyet tanınmamakla birlikte, satıcıların aynı malı bir başka bölgeye veya Üye Ülke'ye gönderirken ek ücret talep etmelerini öngören anlaşmalar da aynı kapsamda değerlendirilmektedir.
Nitekim BMW vakasında (327) ; BMW, satıcılarına getirdiği ihracat yasağı nedeniyle uzun süre muafiyet alamamış, ancak anlaşmaların tadil edilmesi üzerine bireysel muafiyete hak kazanmıştır. Ancak sonrasında BMW'nin, Belçika'daki merkezi aracılığıyla, yetkili satıcılarına ihracat yapmamalarına yönelik ve özellikle İngiltere'ye yaptıkları satışları caydırıcı nitelikte bir sirküler niteliğinde bir bildiri yayınlatması, bu olayı Adalet Divanı'na taşımış ve bu teşebbüsün cezai müeyyidelerle karşılaşması sonucunu doğurmuştur.
Bir seçici dağıtım anlaşmasının Rekabet Hukuku'na uygunluğu, bir ölçüde, sağlayıcı tarafından satıcılara anlaşma konusu mallarla ilgili kendi bölgeleri dışından gelen talepleri de karşılama imkanı verilmesine bağlıdır. Sağlayıcı tarafından bu durumu engelleyecek herhangi bir tutum, caydırıcı tavırlar ve bu gibi sebeplerden dolayı tedarikte bulunmayı reddetme yoluna gitmeyen satıcıların sözleşmelerinin iptal edilmesi ve dağıtım sisteminden ihraç edilmeleri, Komisyon tarafından onaylanmamaktadır. Komisyon bu tip uygulamalara yol açabilecek nitelekteki anlaşmalara hiçbir şartta bireysel muafiyet tanımamaktadır.
Diğer taraftan, sağlayıcıların, seçici dağıtım sistemine kabul için koymuş oldukları bütün şartları yerine getiren çok katlı mağazalar ve departman mağazacılığı sistemiyle çalışan büyük alanlı satış merkezleri gibi modern satış ve dağıtım şekillerini kendi sistemlerinin dışında tutma eğilimleri de, Komisyon tarafından bireysel muafiyet tanınmasını imkansız kılan uygulamalardandır.
3.4. Topluluk Rekabet Hukuku'nda dağıtım anlaşmalarına ilişkin grup muafiyetlerinin geleceği: Yeşil Kitap (328)
Pazar entegrasyonuyla güçlü bağları olan ve Topluluk rekabet politikaları arasında önemli yer tutan dikey anlaşmalara ilişkin kısıtlamaların otuz yıllık geçmişi olmasına rağmen; malların serbest dolaşımını düzenleyen Tek Pazar mevzuatının artık tam anlamıyla işlerlik kazanmaya başlaması, dikey kısıtlamaları düzenleyen tüzüklerin sürelerinin dolmak üzere olması ve mevcut dağıtım sitemlerinin zamanla çok büyük değişiklikler geçirmiş olması ve muafiyet düzenlemelerinin bu yenilikleri destekleyici bir yapıya kavuşturulması gerekliliğinin doğması bakımından dikey kısıtlamaların yeniden düzenlenmesi gerekliliği doğmuştur.
Dikey kısıtlamaların, Dünya'nın en büyük ticaret bloklarından olan Avrupa Topluluğu'nun işleyişini kotü etkilemesi gibi bir sonuç doğurmasının, uluslararası ticaret üzerinde de olumsuz etki bırakacağı göz önünde bulundurulursa, yapılacak düzenlemelerin üçüncü ülkeler üzerindeki etkileri de önem kazanmaktadır.
Diğer taraftan, dağıtım sektöründeki firmaların faaliyet alanlarının farklılığı, sektörden sektöre değişen dağıtım yapıları ve aynı sektörde Üye Ülkeler arasındaki yapısal ve mevzuata yönelik farklılıklar, belirli bir sınıflandırılma yapılmasını zorlaştırmaktadır.
Dağıtım sektöründe küçük ölçekli firmalarda görülen pazara giriş ve çıkış hızı yüksekliği, yani faaliyet süreleri farklılığı ve yeni dağıtım tekniklerinin sürekli devreye alınması ayrı bir yapı sergilemektedir.
Dağıtım, üreticilerle tüketiciler arasındaki bağlantıyı sağlaması nedeniyle önemlidir. Avrupa Topluluğu'nda üreticilerin küçük bir bölümü doğrudan kendi dağıtım ağlarıyla tüketiciye ulaşırken, üretim sektöründe faaliyet gösteren firmaların büyük bir çoğunluğu uzmanlaşmış dağıtım firmalarıyla çalışmaktalardır.
Dağıtım alanında uygulanan yeni teknikler ve yöntemler (Just-in-time, QR, EDI, ER, ECR) maliyetlerde büyük azalmalara ve rekabetin artmasına yolaçmıştır.
Diğer taraftan, her ne kadar Avrupa çapında dağıtım zinciri oluşturan teşebbüsler mevcutsa da, sektör hala ülke çapında değerlendirilmektedir. Komisyon'un ise, bu durumun ortadan kalkması ve dağıtım anlaşmalarının pazar paylaşımı değil de pazar entegrasyonuna yönelik etkiler bırakması amacıyla dağıtıcıların fiyat değişikliklerine cevap vermelerini sağlayacak esnek sözleşmeler yapması ve paralel ticaretin desteklenmesi yönünde israrcı davrandığı görülmektedir.
3.4.1. Avrupa Topluluğu'nda dikey kısıtlamaların mevcut durumu
Avrupa Topluluğu'nda dikey anlaşmalara yönelik kısıtlamalar ve bu doğrultuda yapılan dağıtım anlaşmaları rekabeti kısıtlayıcı ya da rekabeti arttırıcı şeklinde iki uç yaklaşımı ihtiva etmektedir. Bu tür anlaşmalar bir teşebbüsün pazara girişini kolaylaştırıcı etkiler doğurabildiği gibi, tam aksi etki yaratarak Topluluk pazarının bölgesel anlamda bir çok parçaya bölünmesi etkisini de doğurabilmektedir.
Halbuki Komisyon tarafından geliştirilmeye çalışılan yeni yaklaşım dağıtımın yapıldığı sektörün yapısının öncelikli olarak ele alınması yönündedir.
"Markalararası rekabetin yoğun olduğu sektörlerde, dikey kısıtlamalar rekabeti desteklerler, tersi durumlarda da kısıtlarlar. Aynı şekilde, dağıtım sözleşmelerinin bazı sektörlerde verim ve tasarruf sağladığı, diğerlerinde oluşan engellerle pazara girişi zorlaştırıp rekabeti kısıtlayıcı olmaları sözkonusudur. Bu şartlar altında, Komisyon'un ağırlık verdiği yaklaşım Anlaşmanın içeriğinden çok pazarda oluşturduğu etkinin gözönüne alınmasıdır." (329)
Avrupa Topluluğu'nda dikey anlaşmalara uygulanan yürürlükteki tüzüklerin uygulama alanında bir çok avantajlarının olduğu kabul edilmektedir. Ancak yukarıda belirtilen mülahazalardan ötürü yeni bir yapılanma ihtiyacı da başgöstermektedir.
Komisyon'un dikey kısıtlamalara yönelik yaklaşımı ve mevcut sistem Topluluk pazarı göz önünde bulundurulduğunda olumlu sonuçlar vermiştir. Sözkonusu uygulamaların hem pazara yönelik somut avantajları hem de usul kurallarına yönelik avantajları mevcuttur.
"Mevcut sistemin en önemli avantajı tüketicinin çıkarlarını gözetmesidir. Diğer bir avantajı ise alternatif tedarik kaynaklarına pazarı kapatmaması ve bölgesel pazar oluşumlarını engelleyerek Tek Pazar hedefinin gerçekleştirilmesine yardımcı olmasıdır". (330)
Topluluk rekabet kuralları yeni ve yaratıcı tarzda dağıtım biçimlerinin ortaya çıkmasını özendirmektedir, zira bu çalışmade pekçok kez belirtildiği gibi grup muafiyet kapsamına girmeyen anlaşmaların bireysel muafiyet kapsamına girme durumları mevcuttur.
Mevcut sistemin usul kuralları açısından en önemli avantajı ise bildirim sisteminin Komisyon'un bilgi toplamasında ve gerektiği durumlarda grup muafiyet tüzükleri oluşturulmasında büyük yarar sağlamasıdır. |