Prof.Dr. Arif ESİN

3.4.2. Avrupa Topluluğu'nda geleceğe dönük seçenekler

Avrupa Topluluğu dikey kısıtlamalarda gelecek dönem için dört seçenek öngörmektedir. Bu seçeneklerde öngörülen sistemler sadece şahsına münhasır değildir, diğer bir deyişle seçeneklerin kapsamında sözü geçen bireysel unsurlar da ayrıca beraberce düşünülebilinir ve bir sentez sistemin ortaya konulması mümkün olabilmektedir.

Öte yandan söz konusu seçenekler sadece dikey dağıtım anlaşmalarına uygulanmak üzere düzenlenmektedir. Bu çerçevede, ilgili seçenekler rakip teşebbüsler arasındaki dağıtım anlaşmalarına uygulanamamaktadır. Ancak, seçeneklerin rakipler arası dağıtım anlaşmalarına uygulanması bazı KOBİ'ler için söz konusu olabilmektedir.

Ayrıca, bu seçenekler ilke olarak sadece yeniden satışa sunulacak mallara ilişkin dikey düzenlemelere uygulanmaktadır. Bu noktada, seçeneklerin ara mamüllere de uygulanmasının gerekli olup olmadığı düşünülmekte ve tartışılmaktadır.

Bunların yanı sıra, Komisyon 85 (1) maddesinin uygulanmayacağı pazar payı eşiğini ("de minimis") yükseltmek üzere bir çalışma yürütmektedir. Yeşil Kitap'ta bu oran, çalışma hipotezi olarak %10 olarak kabul edilmiştir.

Söz konusu seçenekler şunlardır: (331)

o Seçenek I: İlk seçenek, yürürlükteki yaklaşım doğrultusunda ortaya çıkan avantajların devamını esas almaktadır. Dolayısıyla, mevcut sistemin korunması öngörülmektedir.

o Seçenek II: İkinci seçenek, grup muafiyetlerinin kapsamının genişletilmesini öngörmektedir. Bu seçenekte, mevcut sistemin korunması ve de grup muafiyetlere birçok başka avantajların dahil edilmesi esas alınmaktadır. Böylelikle, grup muafiyet tüzüklerinde bazı değişiklikler yapılarak, kapsamının daha esnek olması ve de daha fazla ihtiyacı karşılaması öngörülmektedir.

Bu noktada, usul kurallarına ilişkin önemli ölçüde bir değişiklik öne sürülmemektedir. Bu seçeneğin esas amacı, grup muafiyetlerin uygulama kapsamını genişleterek hukuki belirliliği arttırmaktır. Bununla ilgili olarak, esnekliği arttırmaya ilişkin genel ve özel tedbirlere istinaden öngörülen değişiklikler aşağıda belirtilen hususları içermektedir:

Esnekliği artırmaya ilişkin genel tedbirler: Grup muafiyetler sadece tüzük kapsamında belirtilen maddeleri değil, aynı zamanda benzer ve daha az sınırlayıcı olan diğer maddeleri de kapsamalıdır.

Teşebbüsler arasındaki anlaşmada yasaklanan maddelerin bulunması, anlaşmanın geri kalan maddeleri için muafiyetten yararlanılmasına mani olmamalıdır.

Grup muafiyetler, iki taraftan daha fazla tarafın bulunduğu anlaşmalara da uygulanabilmelidir.

Seçici dağıtım için grup muafiyet veya bir Komisyon Tüzüğü yürürlüğe girmelidir.

Esnekliği artırmaya ilişkin spesifik tedbirler: Tek Elden Dağıtım ve Tek Elden Satın Alma anlaşmalarına ilişkin grup muafiyetler, hizmetleri de içermesi veya dağıtıcının sözleşme konusu ürünler üzerinde değişiklik yapılmasının izin verilmesi konusunda hükümler eklenerek genişletilmelidir. Dağıtıcıların grup muafiyet olanağını kaybetmeden, ilgili ürünün ekonomik kimliğini değiştirerek önemli ölçüde değer katmasına izin verilmelidir.

Tek Elden Satın Alma anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tüzüğünün kapsamı hem kısmi hem de münhasır tedariği kapsamak üzere genişletilmelidir.

Franşiz anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti, yeniden satış fiyatının belirlenmesine muafiyet verilmemesi konusundaki genel ilkeye istisna olarak yeniden satış fiyatının azami değerinin belirlenmesini mümkün kılmak üzere genişletilmelidir.

Bağımsız yeniden satıcıların oluşturduğu ticari teşebbüs birlikleri, bağımsız yeniden satıcıların küçük ve orta ölçekli işletmeler olduğu ve birliğin pazar payının belli bir eşiğin altında kaldığı sürece, muafiyetten yararlanabilmesi sağlanmalıdır.

Seçici dağıtım ağına girmesine itiraz edilen dağıtıcılar için tahkim usulü kurulmalıdır.
o Seçenek III: Üçüncü seçenek ise, grup muafiyetlerinin daha belirgin hale getirilmesini öngörmektedir. Bu seçenek, tek pazarda halen ciddi fiyat farklılıklarının bulunmasını, pazar gücü ile birleştiğinde dikey kısıtlamaların rekabete aykırı olabileceğini ve de markalararası rekabetin yoğun olmadığı durumlarda marka-içi (dikey) rekabetin önemli olmasını gözönüne alarak, pazar payı [% 40]'ın altında olan şirketlere grup muafiyetlerin kısıtlanması gerektiğini öne sürmektedir. Bununla birlikte, pazar payı [% 40] üzerinde olan şirketlere grup muafiyet tanınmasını, farklı fiyat uygulaması yapmamaları koşuluna bağlamayı öngörmektedir.

Bu seçenek temelde Topluluk rekabet politikasının pazar entegrasyonu hedefleri üzerinde durmaktadır. Bölgesel koruma ve dikey kısıtlamalar, Üye Ülkeler arasında ciddi fiyat farklılıklarının oluşmasına neden olmaktadır. Birçok pazar, üretim ve dağıtım seviyesinde daha yoğunlaşırken, dikey kısıtlamaların pazarı kapattığı ve de pazara giriş olanaklarını ortadan kaldırdığı bilinen bir durumdur. Dağıtımın katma değeri önemli bir etkendir. Markalar arası rekabetin yoğun olmadığı durumlarda ise marka-içi rekabet ilgili pazarlarda rekabeti artırmak açısından önemli bir rol oynayabilmektedir.

Mevcut grup muafiyetler, herhangi bir pazar payı sınırına göre düzenlenmemişlerdir. Ancak, sadece her tarafın sözleşme konusu bölgede ilgili pazarın örneğin % 40'ından düşük bir paya sahip olduğu durumlara uygulanmak üzere değiştirilebilinir. Bu eşiğin üzerinde olanlar için ise en azından aşağıda belirtilen kısıtlamalara ilişkin grup muafiyet uygulanmamalıdır:

Bunların dışında üçüncü seçenekte diğer çok önemli bir husus ise; tek elden dağıtıcılara uygulanan bölge dışında aktif satışta bulunmaya ilişkin yasaklar ve münhasır bayilik halinde dahi rakip ürünleri/hizmetleri satmaya ilişkin yasaklamalar gibi unsurların yeni düzenlemelerde kaldırılmasına olanak tanınmasıdır.

Ayrıca, İkinci Seçenek'te belirtilen önerilerin, söz konusu pazar payı eşiğinin altında bulunan anlaşmalara da uygulanabilmesi tartışılan konular arasındadır.

o Seçenek IV: Dördüncü seçenek, Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinin uygulama alanının daraltılmasını öngörmektedir. Bu seçeneği oluşturan esas görüş; dikey kısıtlamaların ekonomik analizinin hukuki yöntemlerle uygulanması gerekliliği ve böylece teşebbüslere önemli ölçüde hukuki belirginlik sağlanması fikrine dayanmaktadır.

Bu seçenek, önemli ölçüde pazar gücü olmayan taraflar arasındaki anlaşmalar için dikey düzenlemelerin daha esnek bir yapıda olmasını öngörmektedir. Grup muafiyetlerin iddia edilen sınırlayıcı etkisi ve de değişik dağıtım yöntemlerinin hukuki sınıflandırılmasının üzerinde durulmasının azaltılması gerekliliği belirtilmektedir.

Ekonomik gerçekler, pazar yapısı ve pazara giriş imkanları gözönünde bulundurularak; pazar payı örneğin [% 20] nin altında olan teşebbüsler için bir menfi tespit imkanın tanınması gerekliliği öngörülmektedir. Diğer bir deyişle, bu durumdaki dikey kısıtlamalar Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinin uygulama kapsamına girmeyeceklerdir. Bununla birlikte, bu durumlarda söz konusu imkanın bütün dikey kısıtlamalara uygulanması, dikey kısıtlamaların asgari yeniden satış fiyatının belirlenmesine, paralel ticaretin veya pasif satışların engellenmesine ya da rakipler arası dağıtım anlaşmalarına ilişkin olmaması koşuluna bağlanmaktadır.

Söz konusu menfi tespit imkanının ise, Komisyon tarafından, aşağıda belirtilen etkenler göz önüne alınarak, pazar analizi açısından incelenmesi öngörülmektedir:

o pazar yapısı (örneğin, oligopoli),
o pazara giriş engelleri,
o tek pazar entegrasyonunun derecesi; bu derece değerlendirilirken üye ülkeler arasındaki mevcut fiyat farklılıkları ve de diğer üye ülkelerden ithal edilen ürünlerin her bir üye ülkede pazara nüfuz etme seviyesi gibi göstergeleri temel almak gerekmektedir,
o ve son olarak da paralel dağıtım ağlarının pazara toplam etkisine bakılması düşünülmektedir.

Bunun yanı sıra, ekonomik gerçekler, pazar yapısı ve pazara giriş imkanları gözönünde bulundurularak, pazar payı [% 20] nin üzerinde olan teşebbüsler için ikinci seçenekte belirtilen genişletilmiş grup muafiyetleri veya üçüncü seçenekte belirtilen [% 40] lık pazar payına kadar olanlara genişletilmiş grup muafiyetleri, öngörülmektedir.
Ayrıca da bu oranın üzerindeki pazar payı sahipleri için sınırlandırılmış grup muafiyetleri veya grup muafiyet uygulanmaması öngörülmektedir.

Sonuç olarak Avrupa Birliği, 2000'li yıllara girerken dağıtım sistemlerindeki gelişmeleri gözönüne alarak Topluluk Komisyonu vasıtasıyla dağıtım sistemlerinin yeniden tartışmaya açılmasının gerekliliğini düşünmektedir.

Roma Antlaşması'nın 85 (1) maddesinin yatay yapılanmalarda ortaya çıkabilecek uyumlu eylem halindeki rekabeti kısıtlayıcı, bozucu ve engelleyici davranışları engellediği tartışılmaz bir gerçektir. Böylelikle de markalar arası rekabetin sağlandığı rahatlıkla saptanabilmektedir.

Öte yandan Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesinin diğer bir amacı da dikey yapılanmalar anlamında marka-içi rekabetin tesis edilmesidir. İşte bu yönde de uyumlu eylem halindeki teşebbüslerin marka içi eksik bir rekabete neden olmaları önlenmektedir.

Ancak dağıtım sistemlerinin bazı özellikleri ve belirli sektörlerin kendilerine özgü yapıları Kurucu Antlaşma'nın yürürlüğe girdiği günden itibaren muafiyet rejiminin gerekliliğini gündeme getirmiştir. Nitekim Roma Antlaşması'nın 85 (3) maddesi teşebbüslere belirli şartlara uymaları kaydıyla bu muafiyeti tanımaktadır.

İlerleyen yıllar boyunca dağıtım sistemlerinin değişen koşulları ve mevcut hukuki sistemin yetersizliği, işte bu tartışmaları gündeme getirmiştir. Ayrıca belirtildiği üzere, dağıtım sistemlerine ilişkin tüzüklerin süreleri de tamamlanmaktadır.

Bu nokta da doktriner anlamda iki temel felsefe çarpışmaktadır. Bir kısım rekabet hukukçuları dağıtım sistemlerinde yatay yapılanmalardaki markalar arası rekabetin piyasaların düzenli çalışması için yeterli olacağını savunurken, marka-içi rekabetin sınırlanmasında bir sakınca görmemektedirler. Böylelikle de dağıtım sistemlerinde muafiyetlerin kapsamının genişletilmesini savunmaktadırlar.

Diğer rekabet hukukçuları ise; marka-içi rekabete esas olan dikey örgütlenmelerin önemine işaret etmekte ve bu alandaki rekabetin sınırlandırılmasının mümkün olamayacağını ileri sürmektelerdir. Böylelikle de dağıtım sistemlerinde muafiyetlerin kapsamının daraltılması ve hatta bir gün muafiyet rejiminin tümünden kaldırılarak, tüm teşebbüslerin Kurucu Antlaşma'nın 85 (1) maddesi kapsamında faaliyet göstermesi gerektiğini savunmaktalardır.

Bu kuramsal tartışmalar sürerken, Avrupa Topluluğu Komisyon'u tarafları Yeşil Kitap etrafında toplayarak, ilgililerin görüşlerini almış ve 2000 yılı başı itibariyle yeni düzeni açıklamayı planlamaktadır.

New Page 2

1   2 3 4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
41 42 43 44 45 46 47      
ISBN 975-94390-0-X
Birinci Baskı
İstanbul/1998

ESC Yayınları