Ekonominin Teşvikler Marifetiyle Desteklenmesi
Kriz dönemleri akıllı politikalar ile fırsatlara da dönüştürülebilir. Burada dikkat edilmesi
gereken nokta kriz sürecinde reel sektörü teşvik etmektir. Türkiye’de teşviklerin uygulamaya alındığı bu günlerde
AB’de neler oluyor bir bilmekte fayda vardır.
Ancak reel sektörü canlandırmaya yönelik teşvik paketlerini yürürlüğe koymadan önce Türk teşvik sisteminin uluslararası normlara
göre düzenlenmesi gerekmektedir.
Kaldı ki, Türk teşvik sisteminin DTÖ kurallarına ve GATT’a (DTÖ) konsolide ettirilmiş Katma Protokol ve 1/95 sayılı Ortaklık
Konseyi Kararı doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Türkiye, özellikle Avrupa Birliği’ne vermiş olduğu taahhüt doğrultusunda Birliğin mevzuatına benzer yapıda bir sistem kurmak
durumundadır. Bu yaklaşımın faydası Türk ihraç ürünlerine karşı Birlik tarafından açılabilecek anti-sübvansiyon soruşturmalarının
önlenmesi ve düzelerek AB’ne uyumlu hale getirilen teşvik sistemi sayesinde de DTÖ nezdinde ve diğer ülkeler önünde söz
konusu soruşturmalara maruz kalmamasıdır.
Ancak Türk teşvik sisteminin yeniden düzenlenmesi ve yeni mekanizmalarla donatılması hususu Türkiye’de teşviklerin tamamen
kaldırılması anlamını taşımamaktadır. O bakımdan Avrupa Birliği’nde mevcut durumda varolan mekanizmaların uygulanmasında
hiçbir sakınca yoktur. Zaten Türkiye, yeni mevzuatını Birlik Komisyonu’na bildirimde bulunarak yürürlüğe koyması
gerekmektedir.
Türkiye’nin yapısal değişikliklerini yapabilmesi, uluslararası rekabet gücünü arttırabilmesi ve ihracatını Eximbankası
kredi-garanti ve sigorta programları dışında teşvik etmeden rekabet üstünlüğüne ulaşabilmesi bakımından aşağıdaki mekanizmalar DTÖ
ve AB kurallarıyla uyumlu bulunmaktadır.
Türk teşvik sistemi, mevcut uyumlu mekanizmalarının yanısıra, AB’ne ve DTÖ’ne uyumlu yeni enstrümanlarla iki ana
ilkeyi esas alarak genişletilmelidir.
Bunlar:
• Özel durumlar karşısında oluşturulmuş mekanizmalar,
• Normal koşullarda ekonomik gelişmeyi sağlayıcı ve uluslararası rekabete uyum için uygulanan mekanizmalar’dır.
Özel durumlar karşısında oluşturulmuş mekanizmalar: Avrupa Birliği ülkelerinde, Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması yürürlüğe
girerken, Tek Pazara geçiş sürecinde veya yeni bir üyenin kabulü sırasında veya bir sektörün yeniden yapılanmasında ortaya çıkan
olumsuz durumlar özel koşul olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda da Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında Gümrük
Birliği’nin Son Dönemi yukarıdaki temel yaklaşıma uymaktadır.
Bu durumda AB’de oldukça sık başvurulan mekanizmalar üretim ve hizmet faaliyetlerini teşvik başlığı altında
toplanmaktadır.
Buna göre gıda, imalat, ticaret, turizm ve zanaata dayalı üretim faaliyetlerinde yeni ve tevzii yatırımlar çerçevesinde mamül ve
yarı mamül mal üretimine ve hizmet üretimine yönelik mali kaynaklı doğrudan teşvikler öngörülmelidir. Bu tür teşviklerin mali
mekanizmaları incelendiğinde:
1. Öz Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu: Bu mekanizmaya göre; 8 milyon Euro’ya kadar olan yatırımların % 40’ı; 35
milyon Euro’ya kadar olan yatırımların % 30’u nakdi yardım görebilmektedir.
2. Faiz İndirimi ile Finansman Desteği: Bu mekanizmadaki temel anlayış incelendiğinde; tutarı 8 milyon Euro’ya kadar olan
yatırımlarda % 30 faiz sübvansiyonu; 8 milyon Euro’nun üstündeki yatırımlar için ise faiz sübvnsiyon oranı % 40 olarak
saptanmıştır. Öte yandan eldeki stokların finansman maliyetinin (stoklara temel teşkil eden girdilerde kredili temin yolu
kullanıldığı durumlarda) alınan kredi faizlerinin % 40’ı sübvanse edilmektedir. Kredi ve faiz sübvansiyonları 15 yıl süreli
olabilmektedir.
Ancak tek işletmeye tanınan nakdi destek miktarının yıllık tutarı 500 bin Euro’yu aşması mümkün değildir.
Haftaya yazımızda devam edeceğiz.